KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/1020 E., 2013/753 K.·Mahkemesi :fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2013
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2010/16-2011/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin '..., ... ' ibareli tanınmış markaları olduğunu, davalının ise '... + şekil' ibaresini tescil için başvurduğunu, yaptıkları itirazın reddedildiğini, oysa markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, tanınmışlıklarından haksız yarar sağlanacağını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Mahkemece, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu ve davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, davaya konu başvuru “... + şekil”den, davacının redde dayanak alınan markası ise “... + şekil”den oluşmaktadır.
Her iki markadaki şekil unsurları benzer ise de, şekil ve kelimeden oluşan karma nitelikli işaretler arasındaki söz konusu benzerliğin iltibas oluşturup oluşturmadıklarının değerlendirilmesinde, bu markaların kapsadıkları emtiaların ortak alıcısı nezdinde bir bütün olarak bıraktıkları izlenim ile işaretlerin tüketici hafızasında kalan baskın unsurunun birlikte dikkate alınması gerekir.
Bu bağlamda, her iki markadaki baskın unsurlar esasen ... ve ... ibareleri olup, bu ibarelerin yazılış, okunuş, görsel olarak benzerliğinden söz edilemeyeceği gibi, ortalama tüketici nezdinde anlamsal karışıklığa da yol açacağından bahsetmek mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/1020, K. 2013/753, 16 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama