KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/10543 E., 2013/14136 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
852 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.02.2011 tarih ve 2008/1011-2011/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray kulüpleri ile imzaladığı lisans anlaşması ile “Kırtasiye Grubuna” yönelik çeşitli ürünlerde kulüplerin, isim, logo, amblem, renk, karakter ve işaretlerini kullanma hak ve yetkisine sahip olduğunu, müvekkilinin davalı ile arasındaki sözleşme uyarınca, davalının, müvekkilinin lisans anlaşması ile kulüplere üreteceği ürünleri üretme/tedarik etme yükümlülüğü altına girdiğini; ancak davalının sözleşmeye uygun hareket etmemesi nedeniyle başta cezai şart olmak üzere tüm haklar saklı tutularak noter ihtarnamesi ile sözleşmenin müvekkilince feshedildiğini;
davalının sözleşmeye göre ürettiği bir kısım ürünleri müvekkili firmaya fatura etmeyerek kendi uhdesinde tutması nedeni ile sözleşmenin 6. maddesine, taraflar arasındaki sözleşmenin devam ederken müvekkili şirketin lisansını aldığı kulüplere bizzat sözleşme yapmayı teklif ederek haksız rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin 12. maddesine, davalıya sözleşme uyarınca zimmetlenen ve üretilen her ürüne yapıştırılması zorunlu olan hologramlardan elinde kalan fazla hologramları iade etmeyerek sözleşmenin 5. maddesine açıkça aykırı hareket ettiğini,
müvekkilinin sözleşmeye göre bu aykırılıktan ötürü cezai şart almaya hak kazandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 90.000 USD’nin dava tarihi itibariyle 3095 sayılı 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte, fiili ödeme tarihindeki efektif TL karşılığında davalıdan tahsiline, davalı nezdinde kalan 183887 adet hologramın müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile 2005 sonu – 2006 Ocak ayı tarihi itibariyle sözlü akit ile başlayan ticaret ilişkisinde, sonradan davacının lisansa konu spor kulüplerine sunulmak üzere kullanılmak amacı ile olduğu ısrarla belirtilerek muvazaalı hazırlanan ve aradaki ticari ilişkinin devamı açısından dayatılan sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını; sözleşmede ana unsur olan bedel ve ödeme şeklinin ve dahi sözleşme tarihinin bile yazılmadığını, bu haliyle batıl olan bir sözleşmeye dayanılarak cezai şart talep edilemeyeceği, şöyle ki;
davacının faturalardaki onca mal teslimine karşın bir adet dahi ürüne ilişkin bedel ödemediğini, davacının kulüplerle imzalamış olduğu sözleşme uyarınca alt lisans veremeyeceği ve mal üretimi yapma hususunda tecrübe ve eleman sıkıntısı içinde olması nedeni ile mal tedarikini, ithalat yolu ile müvekkili şirkete havale ettiğini, davacının da ithal edilerek müvekkilince bedelsiz olarak kendilerine fatura edilen ürünler karşılığında %20 eksiği ile ve bedelsiz olarak müvekkiline fatura ettiğini, davacının ödediği lisans bedeline oranla daha yüksek bir gelir elde ettiği ticari ilişkinin,
dava tarihinden hemen sonra taraflar arasında yapılan faturalaşma ile devam ettiğini; spor kulüplerine müvekkilince götürülen tekliflerin sözleşmenin bitim tarihinden sonra olduğunu, hologram miktarındaki farklılığın ise üretilen mallardaki hologram bedellerinin farklılığından kaynaklandığını, dava tarihinden sonra bir kısım hologramların davacıya tutanak karşılığında teslim edildiğini savunarak davacının hakkını kötüye kullanımı teşkil eden ve bir tehdit unsuru olarak müvekkilinin ihaleye katılmasına ve dolayısıyla bedel artırımına engel olmak amacı ile açtığı davanın reddini talep etmiştir
Mahkemece, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranış sebebi ile sözleşmede öngörülen cezai şart istemine ilişkin olduğu, dava konusu sözleşmenin adı yazılı şekilde yapılmış olup davacı ve davalı şirketin kaşe ve imzalarını taşıdığından sözleşme tarihi itibari ile geçerli bir sözleşme olduğu, 29/01/2009 tarihli ve her iki tarafın kaşe ve imzasını taşıyan tutanakla bir kısım hologramların versatillerde kullanılmak üzere davacı tarafından davalıya teslim edildiği,
dolayısıyla davacının dava tarihinden sonra teslim etmeye devam ettiği sözleşme konusu ürünlerin iadesi için cezai şart talep etmesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiği, ayrıca taraflarca karşılıklı olarak ürün alışverişine devam edilmesinin, BK’nın 158/2 maddesinde düzenlenen ifaya eklenen cezai şart hükümlerine aykırı olduğu; ayrıca davacının herhangi bir ihtiraz-i kayıt ileri sürmeden ifayı kabul etmesinin cezai şart talebine engel teşkil ettiği, bu nedenle davacının sözleşmenin 5. ve 6. maddesine dayalı cezai şart talebinin yerinde olmadığı;
yine sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra davalı tarafından yapılmış lisansiye olma teklifleri nedeniyle sözleşmenin 12. maddesine dayanarak davacının davalıdan cezai şart talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, kararı ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davacı tarafından yapılan ıslah gözden kaçırılmak sureti ile davalı lehine sadece dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru görülmeyip hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönden davalı yararına HUMK'nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10543, K. 2013/14136, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama