KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/11829 E., 2013/10928 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
943 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 tarih ve 2011/435-2012/111 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı- karşı davalı vekili, müvekkili ile davalı arasında eşya taşıma hususunda anlaştıklarını ve taşıma karşılığı 22.09.2010 tarihinde 800,00 Euro'luk 30.06.2010 tarihinde 2.764,00 Euro'luk navlun ücreti ve gümrük masrafı için iki adet fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, davalının 5.430,00 TL ödediğini, kalan kısım için itirazda bulunduğunu, bakiyenin ödenmemesinin nedeni olarak taşınan zati eşyanın C-2 belgesini haiz taşıma esnasında C-3 taşıma belgesi ile taşınmaması dolayısıyla davalının 1.533,00 TL para cezası ödemek zorunda kaldığını belirterek,
eksik ödemede bulunduğunu belirttiğini, çekişmenin bu husustan kaynaklandığını, faturaların tebliğ edilmesi dolayısıyla temerrüde düştüğünü alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın % 40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacı ile yurt dışından gelecek 90 M3'lük eşya taşıması hususunda anlaştıklarını ve bedelinin 3.600,00 Euro olacağının belirlendiğini, davacının 85 M3'lük bir araçla ve geriye kalan 5 m3 eşyayı başka bir araçla taşımasından ve ayrı ayrı fatura tanzim etmesinden, taşımanın C-3 belgesini haiz olmayan bir kamyon-Tır tarafından yapılması dolayısıyla da 1.533,00 TL para cezasını ödemek zorunda kaldıklarını savunarak davanın reddini, ödemiş oldukları 1.533,00 TL'nun davacıdan tahsiline karar verilmesini talepe tmiştir.
Mahkemece davacı ve davalı arasında taşıma sözleşmesi yapıldığı, 90 m3 ev eşyasının İsviçre'den Türkiye'ye taşınması için 3.600 Euro bedelle anlaştıkları bu konuda itilaf bulunmadığı, davacı firma tarafından taşıma işinin gerçekleştirilmesi için taraflar arasındaki elektronik posta yolu ile yapılan yazışmalardan davalı ev eşyasının 98 m3 olduğu kapalı kasa tek araca yüklenmesinin mümkün olmadığı, zati ev eşyası dışında 1 porshe ve 1 motosiklet olduğu,
kapalı kasa araç hacminin 85 m3 olduğunun bildirildiği karşı tarafça kabul edildiği kalan eşya için ayrı navlun ücretinin bildirilmesinin istendiği ve davacı tarafından ilave 800 Euro ücret bildirildiği ve davalı tarafından kabul edildiği, dolayı davacı şirket tarafından düzenlenen faturalarda belirtilen miktarların yerinde olduğu, davalı tarafça yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan borç miktarından davalının sorumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların yurt içi kargo ile davalıya gönderildiği ancak itirazın olmadığı ve iade fatura düzenlemediği,
dolayısıyla davalının itiraz ettiği 800 Euro karşılığı davacıya 1.779,60 TL borçlu olduğu, davalının borcun ödenmesi için temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faize dair itirazının yerinde olduğu ve alacağın likit olmaması yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile davacı tarafın isteminin kısmen kabulüne, davalı borçlunun ....
2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8496 takip sayılı dosyasından 3564 Euro asıl alacağa 800 Euro (1.779,60 TL)'luk kısmına yapmış olduğu itirazın reddine, işlemiş faize yönelik itirazın kabulü ile takibin devamına davacının tazminata ilişkin isteminin reddine; davalı tarafın karşı davasının ise davacı taşıyıcı firmanın doğru bilgilendirilmemesi ve davalının talimatları doğrultusunda hareket etmesi nedeni ile C3 belgesinin bulunmamasından doğan 1.533,00 TL para cezasının davacı firma tarafından araç temini ve yüklenmesi sırasında davalının talimatlarına göre hareket edildiği,
ayıca davalı tarafından taşınacak eşyanın ilk önce zati ev eşyası olduğu belirtilerek yanlış bilgilendirildiğinden para cezasından sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı- karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
(1) HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre miktar veya değeri 1.000 TL’nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 21.07.2004 tarihi itibariyle kesin olup, hüküm tarihi olan 16.02.2012 tarihi itibariyle bu miktar 1. 690 TL'dir.
Somut olayda davalı- karşı davacı 1.533TL'nin davacı-karşı davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiş, mahkemece karşı davanın reddine karar verilmiş olup, söz konusu miktarın hüküm tarihi itibariyle yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından temyizi kabil olmayıp, davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
(2) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK'un 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Nitekim, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, davalı borçlu takibe 800 Euro ve 1.533 TL için itiraz etmiş olup, davacı alacaklı da her ikisinin toplamı olan 3.311 TL için itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkemece, kararın gerekçe kısmında, davalının her iki tutara da yapmış olduğu itirazın haksız olduğu kabul edilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında ''davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun ...
2. İcra Müdürlüğü'nün 2011/8496 takip sayılı dosyasından 3.564 Euro asıl alacağa 800 Euro (1.779,60 TL)'luk kısma yapmış olduğu itirazın reddine'' denilerek, 800 Euro'luk kısma dair yapılan itirazın iptaline karar verilip, itiraza konu 1.533 TL'lik kısım için ayrı bir hüküm oluşturulmamıştır. Bu durumda mahkemece gerekçeye uygun hüküm oluşturulmadığı açıktır ve asıl davaya ilişkin kararın, gerekçeye uygun hüküm oluşturulması amacıyla bozulması gerekmiştir.
(3) Bozma sebep ve şekline göre davalı-karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/11829, K. 2013/10928, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama