KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13142 E., 2013/12828 K.·Asıl Ve Birleşen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 49. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/02/2012 tarih ve 2011/225-2012/47 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, müvekkilinin davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunu, son olarak 01.05.2008 tarihinde yapılan genel kurula katıldığını, hissesini devretmediği halde 2009 ve 2010 tarihli genel kurullara çağrılmadığını ve katılmadığını, 2009 ve 2010 tarihli genel kurulların çağrısız yapıldığını ileri sürerek asıl davada müvekkilinin davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespitine, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine ve şirkete kayyum atanmasını, birleşen davada ise ortaklığın tespiti ve genel kurul toplantılarının yoklukla malul olduğunun tespiti yanında ortaklığın pay defterine kaydını da talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, asıl ve birleşen davada, davalı şirketin hakim ortağı Recep Sami Yazıcı tarafından, anonim şirket asgari ortak sayısını tamamlamak için davacıya sembolik hisse verildiğini, hissenin inançlı işlem ile devredildiğini, davacının şirketten ayrılırken aldığı payı gerçek sahibine geri verdiğini, şirket hisse senetlerinin nama yazılı olduğunu, davacı ortak olduğunu iddia ediyor ise bunu senetleri ibraz ederek kanıtlaması gerektiğini, dava konusu genel kurulların tüm hissedarların katılımı ile yapıldığını savunarak davaların reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket hisselerinin nama yazılı olduğu pay defterinde; davacıya ait 454 hissenin 09/05/2008'de Recep Sami Yazıcı'ya satıldığının kayıtlı olduğu, davacının 01/05/2008 tarihli genel kurula katıldıktan sonra hissesini devrettiğini ileri süren davalı tarafın bunu ispatlaması gerektiği ve ispatın ancak davacının cirosunu ihtiva eden hisse senedi ile olabileceği,
pay senedi çıkarılmadığı durumlarda dahi nama yazılı hisselerin devrinin alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu ve BK.nun 163. maddesi hükmüne göre yazılı olmadıkça muteber olmayacağı dikkate alındığında dava konusu olayda başka bir delille ispata imkanın bulunmadığı, davalı taraf hisselerin davacıya sembolik olarak ve inanç sözleşmesi gereğince verildiği ve daha sonra iade edildiğini savunmuşsa da bunun 05/02/1947 tarih ve 20/6 sayılı İçt.Bir.K. doğrultusunda yazılı delille ispatlanabileceği, yazılılık unsurunun sadece bir ispat vasıtası değil aynı zamanda geçerlilik şartı olduğu, buna göre davalı tarafın iddiasını ispatlayamadığı,
davacının 454 paya sahip ortak olduğu, 04.05.2009 ve 03.05.2010 tarihli genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı, TTK'nın 370. maddesine göre çağrısız toplantı yapılabilmesi için bütün ortakların toplantıya asaleten veya vekaleten iştirak edip, toplantının çağrısız yapılmasına itiraz etmemiş olmaları gerektiği, anılan toplatıların davacının katılım olmadan yapıldığı bu nedenle davacıya çağrı yapılmadan, onun veya vekilinin katılımı olmadan yapılan genel kurulların yok hükmünde, alınan kararların da yoklukla malûl olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespitine,
davalı şirketin 04/05/2009 ve 03/05/2010 tarihli genel kurul toplantılarının yoklukla malûl olduklarının tespitine, sair taleplerin reddine, birleşen davanın da kısmen kabulü ile davacının davalı şirkette 454 pay sahibi olduğunun tespiti ile davalıların murisi Recep Sami Yazıcı adına kayıtlı mevcut paylardan 454 payın terkini ile davacı adına kayıt ve tesciline, genel kurul kararlarının iptali talebinin pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen dosyada davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl ve birleşen dosyada davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13142, K. 2013/12828, 19 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama