KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13300 E., 2013/11168 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/04/2012 tarih ve 2008/161-2012/73 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin YUMOŞ ibareli tanınmış markaları bulunduğunu, davalının da aynı ibareyi adına marka olarak tescil ettirdiğini, markalar arasında iltibas tehlikesi olduğunu, tanınmışlıklarından haksız yarar sağlandığını, tescilin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, davalı markalarının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, marka tescillerinin üzerinden 5 yıllık sürenin geçtiğini, davacı markasının tescil tarihinde tanınmış olmadığını, iyiniyetli olarak tescil ettirdiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının YUMOŞ ibaresini 1986 yılında, davalının ise aynı ibareyi 1990 ve 2000 yıllarında marka olarak tescil ettirdiği, 1990 yılı itibariyle davacı markasının tanınmış olmadığı, 2006 yılı öncesinde davalının markalarını kullanmadığı, davacı markası bilinir hale geldikten sonra, yani onun tanınmışlığından fayda sağlamak amacıyla ürünlerini piyasaya sürdüğü, bundan sonra ticaret hacmini de önemli derecede artırdığı, davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece 1990/121378 ve 2000/03975 sayılı YUMOŞ ibareli markaların tescili sırasında davalının kötüniyetli olmadığı, ancak 2000 yılından sonra davacı markasının tanınmış hale gelmesi üzerine davalının 2006 yılına kadar kullanmadığı YUMOŞ markalı ürünleri piyasaya sürmesinin kötüniyetli davranış oluşturduğu gerekçesiyle, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmayacağından bahisle, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı verilmiştir.
Dairemizin 11.09.2000 gün ve 5607/6604 sayılı ve 08.04.2002 gün ve 10860/3275 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 556 sayılı KHK'nın 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü içinde açılması gerekir. Ancak, kötüniyetin varlığı halinde ise hükümsüzlük davası her zaman açılabilir.
556 sayılı KHK'nın 35. maddesine göre başvurunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayından itibaren 3 ay içerisinde yapılır. Aynı KHK'nın 42/1-a bendine göre de 5 yıllık hak düşürücü süreye bağlı olmadan hükümsüzlük davasının dinlenebilmesi için markanın tescili anında kötüniyetin varlığının ispatlanması gerekir.
Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere kötüniyete dayalı hükümsüzlük kararı verilebilmesi için, kötüniyetin tescil esnasında bulunduğunun kanıtlanması gereklidir.
Bu itibarla da, dava konusu markaların tescili esnasında davalının kötüniyetli bulunmadığı, ancak davacı markası tanınır hale geldikten sonra ürünleri piyasaya sürerek haksız yarar sağladığı ve bu surette kötüniyetin sonradan gerçekleştiği yönündeki gerekçesi 556 sayılı KHK'nın 35 ve 42/1-a maddelerindeki hükümlere aykırılık oluşturur.
Mahkemenin kabulünde bahsi geçen kullanım ise, şeklinin koşulları oluştuğu takdirde ancak 556 sayılı KHK'nın 61 vd. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz ya da uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nun 56 vd. maddelerinde bahsi geçen haksız rekabet hükümlerine göre değerlendirme yapılabilecek olup, anılan hususunda işbu davada tartışma yeri bulunmamaktadır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13300, K. 2013/11168, 29 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama