KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/13559 E., 2013/10977 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/03/2012 tarih ve 2008/687-2012/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilli ...’ın eşi ve diğer müvekkillerinin babaları olan ...’ın ve ...’ın annes...’ın aynı gün vefatı nedeniyle davacılara %33 miras payı kaldığını, terekeyi oluşturan ...A.Ş’nin ise %40,5 payına sahip olduklarını anonim şirketin Nur’un eşinin babası davalılardan... ve eşinin kız kardeşi davalılardan H.... tarafından yürütüldüğünü ve müvekkillerini yönetim işinden uzak tuttuklarını sahte olarak düzenlenen hisse devir ve kabul beyannamesi ile davacıların hisselerinin H.Ümran’ın kocası davalılardan ...’na devredildiğini, davalılardan Kemal dışındaki davalıların yönetim kurulu olarak toplanıp,
bu devri kabul ederek ortaklar defterine Kemal’in adını yazdıklarını, daha sonra şirketin taşınmazının H.Ümran’a intikalinin yapılması sonrasında şirketin tasfiye edilerek kapatıldığını davalıların kötü niyetli olduklarını ileri sürerek, asıl davada hisse devir işlemlerinin ve şirketin tasfiyesinin iptaline, birleşen davada ise şirketin özvarlığı olan arazinin müvekkilerinin haberi ve rızası olmaksızın satılmış olduğunu, yapılan satışın tamamen usulsüz bulunduğunu ileri sürerek söz konusu gayrimenkulun mevcut tapusunun iptali ile müvekkilerinin adına hisseleri oranında tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Nihat, Kemal ve Ümran vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak; dava konusu yapılan hisse devrinin davalı şirketin anonim şirket olması ve hisse senedi çıkartıldığına ilişkin bilgi olmaması sebebiyle herhangi bir şekle bağlı olmadan yapılabileceği, davacıların hisse devrinin yönetim kurulu kararı alınarak yapıldığı, o zaman diğer davacılar küçük olduğu için davacı ...'un hem kendi adına hem de diğer davacılar adına yönetim kurulu kararını imzaladığı, bu karardaki imzaların sahteliğinin ileri sürülmediği, bu nedenle yapılan hisse devrinin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, tapu iptali ve tescil talebiyle ilgili açılan dava açısından ise davacıların kendi adlarına tescili isteyemecekleri, ancak davalı şirket adına isteyebilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava davacılara ait davalı şirket paylarının devrinin usulsüz olduğunun tespiti ile tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece tapu iptal ve tescil istemi bu husustaki talep ve dava hakkının şirkete ait olduğu, davacıların bu hususta aktif husumete ehil olmadıkları gerekçesiyle reddedilmiş olup davacıların bu yöne ilişkin temyizi mevcut değildir. Davacılar payların devriyle ilgili olarak verilen kararı temyiz etmişlerdir.
Yanlar arasında çekişmesiz olduğu üzere pay devrinin yapıldığı iddia edilen tarihte şirket tarafından henüz pay senedi çıkarılmamış olduğundan payın devri ancak uyuşmazlığa uygulanması gereken ve o tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu 162. maddesi uyarınca alacağın temliki hükümlerine göre yapılabileceğinden ve aynı Yasa'nın 163. maddesi uyarınca yazılı şekil geçerlilik koşulu olduğundan mahkemenin aksi yöndeki gerekçesine itibar edilemez ise de hisseleri kendi adına asaleten ve çocukları adına velayeten devreden ...'ın hisselerin devrini onaylayan 05.01.1994 tarihli kararda imzası bulunduğundan ve anılan imzanın adı geçene
aidiyeti tespit edilmiş olduğundan ve bu kararla yazılılık koşulu da gerçekleşmiş olacağından değiştirilen bu gerekçeye göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile HUMK 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru bulunan kararın onanmasına, karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/13559, K. 2013/10977, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama