KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14547 E., 2012/20045 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2012
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/06/2010 gün ve 2007/858-2010/339 sayılı kararı onayan Daire’nin 23/05/2012 gün ve 2011/112-2012/8635 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar ... ve ...'ın ...'nin ortakları olduklarını, müvekkilinin şirketin işletmelerini en iyi şekilde yöneterek bu günkü seviyeye getirdiğini, müvekkilinin muhasebe eğitimi almamasını fırsat bilen davalıların şirketin zarar ettiğini söyleyerek ve şirketin nakit ihtiyacı olduğu konusunda müvekkilini kandırarak payını devretmeye zorladıklarını, müvekkilinin davalılara güvenerek,
payını, şirkete para girişi sağlamak için ... isimli kişiye 20.000,00 USD karşılığında devrettiğini, yaptığı araştırmada kendisine ait hissenin ... tarafından ...'ye 180.000,00 USD karşılığında devri konusunda sözleşme imzalandığını öğrendiğini, davacının şirketteki hisselerini davalıların hilesi ile satmak durumunda kaldığını ileri sürerek, ... tarafından davalı ...'a ödenen 180.000,00 USD'nin şimdilik 30.000,00 USD'sinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin satıcı veya alıcı sıfatlarının bulunmaması nedeniyle devredilen hisse bedelinin tahsili için açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının şirketin sorumlu müdürü oluğunu, şirketin tüm işlemlerinin bizzat davacı müdür tarafından takip ve kontrol edildiğini, bu nedenle davacının hile iddialarının yerinde olmadığını, davacı iddialarının resen tanzim edilen hisse devir sözleşmesiyle çelişki yarattığını, davacının delil olarak gösterdiği fotokopiden ibaret el yazılı sözleşmenin şirket kayıtlarında bulunmadığını, delil olarak kabulünün mümkün olmadığını,
belgedeki ibarelerden tarihinin noterde yapılan hisse devir sözleşmesinden önce olduğunun anlaşıldığını, bu sebeple asıl olanın noterde yapılan hisse devir sözleşmesi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ... tarafından eda edilen yemin karşısında davacının sunduğu belgenin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı, davacının 2003 yılından 2006 yılına kadar şirket müdürü olarak görev yaptığı, dosyaya ibraz edilen faturalarda davacının isim ve imzasının bulunduğu, bu nedenle şirketin mali durumu hakkında bilgi sahibi olmamasının hayatın olağan akışın aykırı olduğu, davacının hissesinin satılması için davacının iradesini fesada uğratmak yönünden davalıların doğrudan bir fiilinin olduğunun sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14547, K. 2012/20045, 6 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama