KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/1489 E., 2012/2592 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.06.2009 gün ve 2007/723 - 2009/354 sayılı kararı bozan Daire’nin 19.09.2011 gün ve 2010/1457 - 2011/10490 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından internet bankacılığı yolu ile toplam 13.312,37 TL’nın çekildiğini, oluşan zarar nedeniyle davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek, söz konusu miktarın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya ait kişisel bilgilerin davalı bankadan temin edilmediğinin anlaşıldığı, davacının kişisel şifresini koruyamaması nedeniyle 3/5, davalı bankanın ise gerekli olan güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle 2/5 oranında kusurlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.324,95 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19/09/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
(M)
43,90 KDH 38,20 KDPH 05,70 KDBH 203,00 Ceza 09.03.2012 - HK 2012/1489 2012/ 2592
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacı sermaye şirketine ait kurumsal bilgilerin üçüncü kişilerce kullanılması suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından bilgisi dışında yapılan havale yoluyla gerçekleştiği ileri sürülen maddi zararın tazminine yöneliktir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi kurulu raporu uyarınca tarafların müterafik kusurlu oldukları kabul olunarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün her iki yan vekilince temyizi üzerine, Dairemiz çoğunluğunca davacının temyiz itirazlarının kabulüyle davalı bankaca davacıya verilen şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğinin ispatlanamaması nedeniyle davalı bankanın zararın tümünden sorumluğu bulunduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar verilmiş, bu aşamada ise davalı bankanın karar düzeltme isteminin reddi cihetine gidilmiş olup davalının karar düzeltme isteminin kabulü ve mahkeme kararının onanması görüşündeyim.
Şöyle ki. Dairemizin bozma kararına da yansıdığı üzere, Dairemiz, bu nitelikte ortaya çıkan zararda ilgili tarafların müterafik kusurunun var olabileceğini ilke olarak kabul etmekte olup Daire çoğunluğu ile bu konuda farklı bir düşüncede değilim.
Ancak, somut olay bakımından, yerel mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, davaya konu zararlı sonucun davacının bilgisayarından üçüncü kişilerce elde olunan kişisel bilgiler kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, basiretli davranmak zorunluluğunda bulunan davacının, davalı banka ile arasındaki sözleşme hükümlerine de aykırı biçimde, kendi egemenlik alanındaki bilgisayarlarında kayıtlı kişisel verilerini korumakta gerekli özeni göstermediği gibi sözleşmenin tarafı davalı bankanın sunduğu güvenlik önlemlerinden hiçbirine de itibar etmediği,
bu suretle kişisel bilgilerinin kötüniyetli kişilerin eline geçmesi ve bu bilgiler kullanılarak sisteme girilmek suretiyle gerçekleşen zararın oluşmasında davacının bu tutumunun da etkili olduğu, bir başka söyleyişle, zararlı sonucun ortaya çıkmasında davacının müterafik kusurunun bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, davalı bankanın mahsup isteminde bulunması yasaya ve somut olayın özelliklerine uygun olup, mahkemece bilirkişi raporuyla belirlenen kusur dağılımı üzerinden karar verilmiş olmasında usul ve yasaya herhangi bir aykırılık görmediğimden, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının onanması görüşündeyim.
09.03.2012 - HK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/1489, K. 2012/2592, 23 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama