KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/14928 E., 2013/14284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.06.2012 tarih ve 2010/677-2012/176 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında mermer emtiasının taşınması hususunda anlaştıklarını, konteynerlerin tahsisine rağmen davalı tarafın konteynerlerin sadece birisini yükleyerek diğerini yüklemekten vazgeçtiğini, yük yola çıktıktan sonra davalının müvekkiline ihtarname keşide ederek konşimentoyu talep ettiğini, müvekkilinin de ihtarname ile kendilerine taşımayla ilgili kesilen 2 adet fatura bedeli tutarındaki 45 günlük vadeli çekin verilmesi halinde konşimentonun verileceğini belirttiğini ancak anılan bedele ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını,
müvekkilinin gönderdiği faturaların üzerine davalının iptal yazarak geri gönderdiğini ileri sürerek, 7.673,40 USD'nin döviz mevduatına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, navlun ücreti ödenmeden mal teslim edilmeyeceğini, taşıyanın navlunun ödenmesi ve gönderilene düşen diğer borçların yerine getirilmesi karşılığında malı teslime mecbur olduğunu, navlun ödemesinin 45 gün vadeli çek ile gerçekleştirileceğinin beyan edilmesine rağmen taraflarına çekin verilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili, anlaşma gereği yapılacak navlun ödemesinin, konşimento davacı tarafından müvekkiline teslim edildikten sonra 45 gün vadeli çek ile yapılacağının kararlaştırıldığını, konşimentonun gönderilmemesi nedeniyle müvekkilinin akreditif şartlarının bozulduğunu ve gönderilen ürün bedelinin karşı taraftan tahsilinin imkansız hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiş, birleşen davada ise, göndermiş olduğu mermer yükünün bedelini tahsil edemediği için müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 6.786,90 USD'nın en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tarafların 2010 yılı ticari defter ve kayıtlarının lehlerine delil vasfının bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde davalıdan 6.469,80 USD ve 1.203,60 USD olmak üzere toplam 7.673,40 USD alacağının bulunduğu, davalının ise kayıtlarında davaya konu faturaların yer almadığı görüldüğünden davacıya borçlu gözükmediği, taşımaya konu konşimentoda freight prepaid yani navlunun peşin ödeneceği kaydının bulunduğu,
ancak tarafların navlunun 45 günlük çekle ödeneceği hususunda anlaştıkları, uygulamada ödeme yapıldıktan veya çek teslim edildikten sonra konşimento teslimi gerçekleşeceğinden birleşen dosya davalısı olan davacının konşimentoyu teslim etmemesinde herhangi bir kusuru bulunmadığından birleşen davanın reddinin gerektiği, tarafların aralarında taşıma sözleşmesinin kurulduğunun tartışmasız olduğu, yapılan taşımaya ilişkin navlun bedeli ve sair kalem ücretleri ödenmediğinden 5.895 USD yükleme, terminal, navlun ve ISPS alacağının hesaplandığı,
anılan bedel ile birlikte 1.203,60 USD THC başlığı adı altında da düzenlenen fatura alacağı olmak üzere davacının toplamda 7.098,60 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın bu miktar üzerinden kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-birleşen davada davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/14928, K. 2013/14284, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama