KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15496 E., 2013/13160 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 28/03/2012 tarih ve 2011/501-2012/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 2001 yılında emekli olurken kredi kartı ve dost hesabı borcunun ferileriyle birlikte emekli ikramiyesi ve sair alacaklarından tahsil edilmesi için verdiği taahhütnameye istinaden davalı bankanın 5.982,88 TL'yi icra yoluyla tahsil ettiğini, ancak kesinti sırasında hatalı işlem yapan davalı bankanın yalnızca kredi kartı borcunu tahsil ettiğini, dost hesabı borcunu tahsil etmeyen bankanın bu borç için menkul kıymetlerinde 5.000 TL olmasına rağmen icra takibi yaptığını, icra dosyasına toplam 1.460 TL yatırarak takibe itiraz ettiğini,
takibin durması gerekirken davalı bankanın takibe devam ederek emekli maaşından 2.770 TL kesinti yaptığını, davalı bankanın hatalı işlemlerle kendisinden 4.230 TL fazla para tahsil ettiğini ileri sürerek 4.230 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte kendisine iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kredili mevduat hesabından kullandığı cari hesap bakiyesini ödemediğini, 20.06.2002 tarihinde davacının hesabının kat edilerek borcunu ödemesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının fazla ödemesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davalı banka ile davacı arasında 12/02/2004 tarihli "Kredili mevduat hesabı taahhütname" imzalandığı, bu sözleşmeye istinaden davacıya kredili mevduat hesabı açıldığı, bu hesaptan nakit kredi kullandırıldığı, bu şekilde oluşan kredi ferilerine ilişkin borcun ödenmemesi üzerine taraflar arasında ihtilaf çıktığı, davacının dava tarihi itibariyle davalı bankadan talep edilebilir herhangi bir alacağının bulunmadığı, aksine bankaya borçlu olduğu, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15496, K. 2013/13160, 24 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama