KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15696 E., 2012/21276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.06.2011 gün ve 2010/527-2011/272 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.06.2012 gün ve 2011/13297-2012/10822 sayılı kararı aleyhinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, asıl ve birleşen dava ile, davalı ve davacıların Özbay Tur.
A.Ş. ortağı olduğunu, davalının 03.05.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile diğer yönetim kurulu üyeleri adına sahte imza atarak kendisini şirketin tek yetkilisi olarak göstermek suretiyle, şirketin borçlu kendisinin lehdar olduğu 13.12.2000 tanzim tarihli, 15.12.2000 vadeli 42.000 USD bedelli senet düzenlediğini, senedin borçlusu ile alacaklısının aynı kişide birleşmesi nedeni ile bono vasfını taşımadığını, yine 06.12.2000 günlü yönetim kurulu ve 08.06.2000 tarihli genel kurul toplantısının da diğer ortaklar olmadan sahte imzalar atılarak yapıldığını ileri sürerek,
03.05.2000 ve 06.12.2000 tarihli yönetim kurulu kararları ile 08.12.2000 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptalini, 42.000 USD bedelli senedin bono niteliğini taşımadığının ve senet nedeni ile şirketin borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın senetten bilgisi olup muvafakatinin bulunduğunu, senedin borçlusunun şirket, lehtarının ise müvekkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, şirketin 03.05.2000 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kuruluna 3 yıllığına davalının ve ... ile ...'ın seçildiği, 08.12.2000 tarihli genel kurulda şirket amaç ve konusuna yönelik ana sözleşmede değişiklik yapıldığı, anılan genel kurul tutanakları ile hazirun cetvellerindeki imzaların isimleri karşısındaki kişilere ait
olmadığı, bu halde 03.05.2000 günlü genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan, bu genel kurul kararına dayalı olarak alınan 03.05.2000 ve 06.12.2000 günlü yönetim kurulu kararlarının da yok hükmünde bulunduğu, şirket kayıtlarında davalının şirkete borç verdiği belirlenemediği gibi, bonoyu şirket adına düzenleyen şirket yetkilisinin kendisini lehtar olarak gösteremeyeceği, lehtar ve keşideci sıfatı birleşen belgenin bono olarak nitelendirilemeyeceği gerekçesiyle bono nedeniyle davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, 03.05.2000 ve 06.02.2000 tarihli yönetim kurulu kararları ile 08.12.2000 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptallerine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25/06/2012 tarihli kararı ile onanmıştır.
Davacılar vekili, davalı vekili ve 3. şahıs ... karar düzeltme talep etmiştir.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacılar vekilinin HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasındaki davadan dolayı verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır. Bozmaya karşı davalı vekilinin süresi içerisinde karar düzeltme isteminde bulunması üzerine dosyanın Dairemiz'e gönderilmesinden sonra davalı vekili 14.11.2001 tarihli dilekçesi ile karar düzeltme isteminden feragat etmiştir. HUMK’nun 91'inci maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. O halde, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin vaki feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
3- 3. şahıs Mustafa Han, 14.12.2012 tarihli dilekçesi ile karar düzeltme isteminde bulunmuş ise, bu şahıs davada taraf olmadığı gibi aleyhine hükümde kurulmadığından karar düzeltme dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15696, K. 2012/21276, 20 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama