KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/15901 E., 2013/14724 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
451 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.05.2011 tarih ve 2010/46-2011/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin FİT ibareli 29, 30 ve 32. sınıf ürünleri içeren 10.03.2000/4524 ve FİT ibareli 29, 30 ve 32. sınıf ürünleri içeren 14.06.2007/32835 sayılı markaların sahibi olduğunu, davalının 18.07.2008 tarihinde "SALO BE FİT" ibareli, 29. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2008/42762 kod numarası verilen başvurunun Resmî Marka Bülteni'nde ilân olunduğunu, bunun üzerine iltibas vakıasına dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2009/M-6130 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
başvurunun tescilinin müvekkilinin FİT esas ve ayırt edici unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet vereceğini ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili cevabında, tescilli markalarla başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaret ve markanın görsel, sescil ve anlamsal unsurları itibariyle bütünsel olarak analiz edilmeleri gerektiğini, FİT ibaresinin gıda sektöründe yer alan mallar bakımından diyet amaçlı zindeliği koruyan ve yüksek kalori içermeyen ürünleri tanıtmak amaçlı kullanıldığını, başvuru konusu işarette de bu şekilde kullanıldığını, ortalama düzeydeki tüketicilerin davacı markalarıyla başvuru konusu işareti karıştırmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı şirket yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı.
FİT ibaresinin halk tarafından bilinen anlamı ve işaretteki kullanım biçiminin bu bağlantılandırmayı tesis etmeye elverişli olmadığı, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı,
sunulan mahkeme kararlarındaki işaretlerin işbu davadaki işaretten farklı olması sebebiyle bu davada bağlayıcı olmalarının olanaksız bulunduğu kanısına varılmış, yargılama konusu tetkikatın tescil belgelerinde bulunan işaretin orijinal hâline göre gerçekleştirilmesinin gerekmesi ve tescilden sonra fiili kullanıma konu edilecek işaret ve ambalaj kompozisyonlarını içermediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/15901, K. 2013/14724, 16 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama