KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/16015 E., 2013/13234 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
602 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.07.2012 tarih ve 2011/93-2012/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye'de mobil telefon hizmetleri sunduğunu, davalının da aynı sektörde, aynı faaliyeti yürüten, aynı hukuki statüye sahip bir şirket olduğu için müvekkilinin rakibi konumunda bulunduğunu, davalının ulusal bazda yayınlanan reklam filmlerinde kendisini "Dünya 3G lideri, 3G teknolojisinin dünyadaki lideri ve 3G teknolojisinin dünyadaki öncüsü" olarak lanse ettiğini, bu durumun haksız rekabete sebebiyet verdiğini, müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını belirterek,
davalının basılı ve görsel mecralarda yayınlanan "Vodafone Dünya 3G lideri, 3G teknolojisinin dünyadaki lideri ve 3G teknolojisinin öncüsü" temalı reklamları ile haksız rekabet yarattığının tespiti ile men'ine, şimdilik 20.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın ilk yayın tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, verilecek kararın TTK'nın 61. maddesine göre ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, reklamda yer alan lider/öncü iddiasının tamamen gerçekleri yansıttığını, tüketicileri aldatıcı unsur içermediğini, müvekkilinin 3G hizmetlerini dünyadaki en yaygın coğrafyada sunan tek şirket olduğunu, ürün veya hizmetlerle ilgili gerçekleri ifade etmenin bir durum tespiti olduğunu, diğerlerinin kötülendiği anlamına gelmediğini, söz konusu reklamların karşılaştırmalı reklam olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, farklı teknikler kullanılmak suretiyle GSM 3G ya da 3G+teknolojilerinde internet erişim başarılarını test etmenin mümkün olduğu, dava konusu olayda, hangi türden test yapıldığı ve bu testte hangi donanımlar ile yöntemlerin, hangi fiziki mekanlarda kullanıldığına ilişkin somut ve ikna edici denetime açık bilgilerin bulunmadığı, bağımsız olduğu bildirilen test ölçüm firmasının davacı ve diğer GSM operatörüne ait sistemleri test ettiğinde davacı ve diğer GSM işletmecilerini bilgilendirip bilgilendirmediğinin bilinemediği,
karşılaştırmanın teknolojiler arasında değil de doğrudan işletmeler arasında yapıldığı, yapılan bu test ve ölçümlerin şirketlerin kendi teknik başarımlarını gözlemek açısından uygun olabileceği ancak reklamda kullanılabilecek özellikte tüm ülke kapsamı hakkında bilgi verebilecek özellikte olmadığı, uygulamanın medyada kullanılabilir türden bilgi verebilmesi için, diğer GSM işletmecilerinin de bilgilendirilerek,
şeffaf ortamın sağlanması ve test kriterlerinin, test cihazları ve yöntemlerinin belirlenmesi sonrasında yapılacak ölçümleme ile elde edilecek sonuçların halka duyurulmasının uygun olduğu aksi halde toplumda yanlış, yanıltıcı hatta aldatıcı etki yaratabilecek özellikte olabileceği, somut olayda bu şartlar sağlanmaksızın davalı şirket tarafından yayınlanan reklamların davalı şirket yönünden haksız rekabete neden olduğu,
tarafların faaliyet alanları ve ticari kapasiteleri nazara alındığında dava konusu eylem nedeniyle davacının uğradığı maddi zararın net miktarı veya davalının elde ettiği net menfaatin tam olarak belirlenmesinin somut olay yönünden mümkün olmadığı,
bu kapsamda maddi tazminatın BK'nın 42 ve 43 maddeleri gereğince takdirinin gerektiği, manevi tazminat talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 20.000,00 TL'nin 01.06.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin 01.06.2009 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/16015, K. 2013/13234, 25 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama