KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17024 E., 2013/15367 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
418 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.07.2012 tarih ve 2012/16-2012/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "Saray" isimli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin İtalya' da kurulmuş bir şirket olup markalarını Türkiye'de TPE nezdinde tescil ettirdiğini, dava konusu markasının ise 89/007288 nolu şekil ile tescil edildiğini, davalının bu markaları emtia listesindeki mallar için kullanmadığını, bu nedenle de kullanılmayan emtialar için kısmı hükümsüzlük halinin olduğunu ileri sürerek 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi uyarınca davalının yasalara aykırı tescillerinin hükümsüzlüğüne, TPE sicil kayıtlarından silinmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açıldığını, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı ve dolayısıyla dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kullanılmama sebebiyle markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 556 sayılı KHK'nın 43. maddesi uyarınca zarar gören kişiler markanın hükümsüzlüğünü isteyebilir.
Davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacının da, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerin tamamı yada bir kısmı bakımından 5 yıllık süre boyunca haklı bir neden olmaksızın kullanılmadığı halde sicilde davalı adına kayıtlı olan markanın hükümsüzlüğünü istemekte hukuki yararı bulunduğunun ve bu durumdan zarar gören kişi olduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan, 556 sayılı KHK'nın 14 ve 42/1-c maddelerinde tanınmış markalara ilişkin herhangi bir istisna hükmü de bulunmadığından anılan maddede yazılan koşulların gerçekleşmesi halinde, tanınmış markaların kapsadığı ve kullanılmayan bir kısım mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlük kararı verilmesi mümkün olup, hükümsüz kılınan mal ve hizmetler bakımından aynı ibarenin ileride bir başkası tarafından marka başvurusuna konu yapılması halinde ise,
556 sayılı KHK'nın 7/1-i veya 8/4. maddesi koşullarının ancak söz konusu başvuru işlemleri aşamasında dikkate alınabilecek olması nedeniyle bu husus aynı KHK'nın 14. maddesine dayalı hükümsüzlük davalarında dikkate alınamaz.
O halde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delillerin değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17024, K. 2013/15367, 10 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama