KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17290 E., 2013/16097 K.·(Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 23.12.2011 tarih ve 2010/924-2011/850 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 04/05/2010 tarihinde dava dışı...Enerji Üretim Ltd.
Şti.'de sahibi olduğu 12 adet hissesini 55.000 ABD Doları karşılığında davalıya devir ve temlik ettiğini, müvekkili tarafından düzenlenen faturaya göre toplam satış bedelinin 81.741,00 TL olduğunu, satışa konu 12 adet hissenin altısının davalı şirket tarafından iktisap tarihinden itibaren iki yıl geçtikten sonra satıldığından satış bedelinin yarısı olan 40.840,50 TL'ye KDV Kanunu'nun 17/4-r maddesi gereğince KDV istisnası uygulandığını ancak geri kalan altı hisseye ilişkin satış bedeli için KDV muafiyeti olmadığından %18 KDV oranı uygulanarak 7.356,69 TL KDV tutarının faturaya yansıtılıp davalıya gönderildiğini,
davalı yanın 7.356,69 TL'lik KDV miktarı yönünden faturaya itiraz edip noter aracılığı ile bu durumu müvekkiline bildirdiğini, bunun üzerine 7,356,69 TL'lik KDV tutarı ve fatura tarihinden itibaren işlemiş 345,07 TL alacağın tahsili için başlatılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, müvekkili lehine %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava dışı şirketin 12 adet hissesinin toplamda 55.000 USD bedelle alındığını ve bu bedelin devir anında davacı şirket yetkilisine ödendiğini, hisselerin devri ile ilgili müzakereler sonucunda KDV dahil bedel belirlemesi yapılmış olmasına rağmen davacı şirket tarafından düzenlenip gönderilen faturada KDV istisnası dışında kalan hisseler için 7.356,69 TL ayrıca KDV alacağı talep edildiğini, bu nedenle faturanın iade edildiğini, davacının KDV'nin dahil olmadığı yönünde bir kaydın sözleşmeye konulması için herhangi bir talepte bulunmadığını, hisse bedellerini alırken bedele KDV'nin dahil olmadığı yönünde ihtirazı kayıt da ileri sürmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, vergiyi doğuran olayın şirket hisselerinin satımı olduğu, bu satımın yapılması ile birlikte devletin KDV alma hakkına sahip hale geldiği, satıcının da bunu ödeme yükümlülüğünün oluştuğu, tarafların devir sözleşmesi aşamasında satış bedeline bu verginin de dahil olup olmadığına dair bir kararlaştırmada bulunmadıkları, davacı satıcının KDV'yi satış bedelinden ayrı olarak gösterip davalı alıcının bilgisine ve onayına sunmadığı,
satış işlemi geçerli şekilde yapılıp satış bedelini aldıktan ve böylece davalı ile aralarındaki hukuki ilişki sona erdikten sonra KDV'yi içeren fatura düzenleyip davalıya tebliğ ederek ödeme isteminde bulunduğu, sözleşme aşamasında satış bedeli ve vergi tutarını ayrı ayrı göstermeyen satıcının, o satıştan dolayı ödediği KDV'yi alıcı adına değil kendi adına ödemiş olacağı, bunu sonradan alıcıdan isteyip isteyemeceği hususunun;
vergi hukukunun düzenleme alınının dışına taşan, vergi hukukunun kural ve ilkelerine göre değerlendirilmesine olanak bulunmayan, dolayısıyla Borçlar Kanunu'nun sözleşme hukukunu düzenleyen hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bir sorun niteliği taşıdığı, Borçlar Kanunu çerçevesinde değerlendirme yapıldığında ise; bedel unsurunun satış sözleşmesinin esaslı unsurlarından biri satıcının başlangıçta iradelerinin birleştiği bedel dışında alıcıdan sonradan ayrıca bir istemde bulunmasına olanak olmadığı,
dolayısıyla somut olayda olduğu gibi satış bedelini tahsil ederken alıcıdan ayrıca KDV isteyip almamış olan satıcının sonradan alıcıdan bu yönde bir istemde bulunamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17290, K. 2013/16097, 18 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama