KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/17547 E., 2013/15792 K.·Asıl Ve Birleşen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2011/219 ESAS
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.07.2012 tarih ve 2010/454-2012/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarında, taraflar arasında özel güvenlik hizmeti alım sözleşmesi imzalandığını, Hazine tarafından karşılanması gereken işveren hissesine isabet eden 5 puanlık prim tutarının davalı tarafından müvekkilinin hakedişlerinden keyfi olarak kesildiğini ileri sürerek asıl davasında 20.000 TL'nin hakedişlerden kesintinin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 29.11.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 48.436,15 TL'ye çıkartmış, birleşen davasında da 10.000,00 TL'nin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 29.11.2011 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 218.484,18 TL'ye çıkartmıştır.
Davalı vekili, davanın idari yargının görev alanına girdiğini, esasa ilişkin olarak da Kamu İhale Kurumu'nun 25.10.2008 tarihli ve 27035 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”e göre Hazine tarafından karşılanan prim tutarının idare tarafından yüklenicinin hakedişinden kesilmesinin tamamen hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında akdi ilişkinin mevcut olduğu, 5510 sayılı Yasa çerçevesinde davalının davacıların hakedişlerinden %5 kesinti yaptığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, 5510 sayılı Yasanın gerekçesine bu kesintinin amacının işverenler üzerindeki istihdam maliyetinin azaltılması ve istihdamın artırılmasına yönelik olduğu,
bu indirimden sadece özel işverenlerin belli şartları üzerlerinde taşımaları halinde yararlanabilecekleri, kesintinin kanunun genel gerekçesinde amaçlanan hedefe de ters düştüğü gibi özel sektör için kamudan iş alanlar ile almayanlar arasında adaletsiz fark da ortaya çıkardığını, tebliğin yanlış uygulandığını, kesintinin kanuni olmayıp sonuç olarak teşvik amacıyla prim indiriminden yararlanması gerekenin davacı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüyle, 48.436,15 TL'nin davalıdan tahsiline,
20.000,00 TL'ye dava tarihinden, bakiye kısmına ıslah tarihi olan 29.11.2011 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 209.421,30 TL'nin davalıdan tahsiline, 10.000,00 TL'ye dava tarihinden bakiyesinin ıslah tarihi olan 29.11.2011 tarihinden itibaren avans faizinin uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, birleşen davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmesine rağmen, reddedilen kısım için kendisini bir vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmediğinden kararın bu bakımdan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/17547, K. 2013/15792, 16 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama