KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18009 E., 2013/17840 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/07/2012 tarih ve 2009/528-2012/511 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yurt dışında pazarlamak üzere aldığı ve CMR sigortacısı davalı ... şirketi olan ürünlerin 19/10/2002 tarihinde davalı ... Tic. Ltd Şti aracılığı ile taşınması sırasında yanarak zayi olduğunu, bu kapsamda doğan zararın tazmini için İstanbul Asliye 8 Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada asıl alacağın tahsiline karar verildiğini, faize hükmedilmediğini, alacağın ancak 28.02.2008 tarihinde tahsil edilebildiğini, olay sebebiyle müvekkilinin temerrüt tarihi ile tahsil tarihi arasında büyük zarara uğradığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL munzam zararın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili, davacının asıl davada faiz talep etmediğini, munzam zarar talep koşullarının oluşmadığını, tazminatın geç tahsilinde davacının kusurunun bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının zarara uğrayan malının sigorta güvencesinde olduğu, bu tür mallarla ilgili olarak munzam zarar hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği, davacının gerçek zararının tazmin edildiği, munzam zararının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı taşıma şirketi tarafından taşınan ve diğer davalı ... şirketine CMR sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı bulunan emtianın zayi olması sebebiyle munzam zarar istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, her ne kadar mahkemece sigortalı emtiaya ilişkin olarak munzam zarar hesabında ikame değerin esas alınması gerektiği belirtilmiş ise de, davaya konu sigorta poliçesi mal varlığında meydana gelecek azalmaya karşı teminat sağlayan mal sigortası kapsamında bulunmayıp, CMR sorumluluk sigortası kapsamındadır.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta mahkemece munzam zararın tespit edilebilmesi için ikame değer değil, borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurlarına ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurul veya kuruluşlardan araştırmak, bu sahada uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılmak suretiyle, bu süre içerisindeki para değerinin düşmesi,
alım gücü azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarı yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenmek ve her somut olayın özelliği de dikkate alınarak, bulunacak miktarın BK.nun 43'ncü maddesi çerçevesinde mahkemece değerlendirmeye de tabi tutularak belirlenmesi ve bundan sonra bulunan bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekmektedir.
O halde, yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davacı tarafın munzam zarar alacağı olup olmadığının uzman kişilerden oluşan heyet tarafından düzenlenerek bilirkişi raporuna göre tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18009, K. 2013/17840, 8 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama