KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18102 E., 2013/15570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
730 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/06/2012 tarih ve 2011/178-2012/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ... markasının herhangi bir yerde kullanılabilmesi için müvekkili ile marka sözleşmesi yapılması gerektiğini, davalı şirketin katıldığı Milli Savunma Bakanlığı'nın ... İç Tedarik Bölge Başkanlığı nezdinde yapılan Soğuk İklim Elbibesi, Soğuk İklim Parkesi ve Soğuk İklim Pantolonu ihalesine sunmuş olduğu ...
İmalata Yeterlilik Belgesinde ve Türk Standartları'na Uygunluk Belgesinde tahrifat yapıldığı ve sahte belgeyle ihaleye girildiğinin tespit edildiğini, bu konu ile ilgili ceza davasının açıldığını, davalının bu eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve müvekkilini maddi-manevi zarara uğrattığını ileri sürerek, müvekkilinin markasına yapılan tecavüzün önlenmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.901,25 TL maddi, 7.605.00 TL manevi tazminatın davalıdan faizi ile tahsilini, hükmün ilanını, savcılığa şikayet ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından herhangi bir şekilde ... belgesi üzerinde bir sahtecilik yapılmasının söz konusu olmadığını, tahrifat yapıldığı iddia edilen belgenin çıkartılmasının çok zor ve pahalı olmadığını, müvekkilinin birçok ... belgesine sahip olduğunu, davacı taleplerinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1.901,25 TL maddi ve takdiren 7.605,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 05.05.2010 gün ve 2009/6181-5460 Esasa ve Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak Merkez Bankasından istenilen fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren mevduat ve avans faiz oranlarını gösterir listeye göre, başta mevduat faiz oranının avans faiz oranından yüksek olduğu ve ortalama alındığında avans faiz oranının daha düşük olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile,
1.901,25 TL maddi ve takdiren 1.901,25 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi tazminata 12.02.1998 tarihinden itibaren banka mevduat faiz oranını geçmemek üzere avans faizinin uygulanılmasına, fazla talep ile Cumhuriyet Savcılığınca yapılan şikayet ile ilgili giderin tahsili talebinin reddine, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün, davacı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davada, maddi ve manevi tazminat istemi yanında ayrıca marka hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi isteminde de bulunulmuştur. Bu şekilde davacının davalıya karşı olan birden fazla istemini aynı dava dilekçesinde ileri sürerek istemesi mümkün olup, buna objektif dava birleşmesi denilmektedir.
Davacı tarafça, aynı dava dilekçesinde hem tecavüzün önlenilmesi, hem de maddi ve manevi tazminat istemlerinde bulunmuş olup, esasen her biri ayrı bir dava konusunu oluşturan bu istemlerle ilgili olarak verilen kararların her birinin ayrı vekalet ücretini gerektirmesine rağmen mahkemece sadece maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar nedeniyle davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi,
marka hakkına yapılan tecavüzün önlenilmesi talebinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar yönünden davacı yararına vekalet ücreti tayin edilmemesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde görülmekle, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bilindiği üzere usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir.
Buna göre, bozma sebeplerinin kapsamı dışında kalan kısımlar kesinleşir ve bozma kararına uyan mahkemece, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılarak karar verilemez (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 24.03.2004 gün ve 18/145-162 sayılı, 28.01.2004 gün ve 10/24-47 sayılı, 03.02.2010 gün ve 4/40-54 sayılı kararlar).
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamından önce kabul edilen manevi tazminat miktarına faiz uygulanmasına hükmedilip, bu kısım bozma kapsamı dışında kalmış olmasına ve usuli kazanılmış hak teşkil etmesine rağmen, bozma ilamından sonra kabul edilen manevi tazminat miktarına faiz uygulanmasına yönelik herhangi bir hüküm tesis edilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18102, K. 2013/15570, 13 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama