KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18355 E., 2013/15668 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
650 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.09.2012 tarih ve 2011/248-2012/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili; müvekkilinin davalı bankanın ...şubesindeki hesabından 09/11/2009 tarihinde internet üzerinden 40 dakika ara ile 2 işlem yapılarak toplam 29.950,00 TL EFT yapılarak para çekildiğini, sözkonusu işlemlerin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında gerçekleşmiş olduğunu, internet bankacılığı üzerinden yapılan bu işlemlerle ilgili olarak müvekkilinden onay alınmadığını, davalının internet bankacılığı sistem güvenliğini sağlama mecburiyeti bulunduğu halde bankacılık hizmetinde gerekli önlemleri almaması nedeniyle müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek 29.500,00 TL'nin 09/11/2009 tarihinden itibaren değişken oranlarda en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili bankanın müşterilerine güvenli işlem yapabilmeleri için günümüzde kullanılan en güncel teknolojilerin kullanılarak güvenlik tedbirlerinin alındığını, ancak davacı tarafca gerekli güvenlik önemlerinin alınmadığını,banka sistemde kayıtlı olan davacıya ait cep telefonuna 09/11/2009 tarihinde saat 14:08'de mobil onay kodu gönderildiğini, EFT hesabının bu şekilde eklendiğini, dolayısıyla bankaca gönderilen mobil onay kodunun üçüncü şahısların eline geçtiği ve problemin bundan kaynaklandığını,
SMS mesajlarının üçüncü şahısların eline geçmesi sonucunda oluşan mağduriyetlerde bankanın taraf olamayacağı gibi kişisel sanal saldırılara karşı korunmak için önlem alma veya almama eyleminin tamamen müşterilerin inisiyatif ve sorumluluğunda olduğunu, davacı oluşan zararı kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının hesabına 3. şahıslarca girilerek fon satışı yapılarak davacının şifresiz hesabına aktarıldığı, Denizbank...şubesinde... adına açılmış olan hesabın davacı ...'un EFT hesaplarına eklendiği, daha sonra ...'un hesabından toplam 29.950,00 TL'nin... adına açılmış hesaba EFT yapıldığı, 29.950,00 TL'nin tamamının karşı bankadan çekildiği, yapılan işlemlerin şüpheli olduğunun banka tarafından fark edildiği, teyit alınmak amacıyla davacının arandığı,
ancak ulaşılamaması sebebiyle, internet güvenliği servis çalışanı tarafından Denizbank'ın arandığı ve hesaba bloke konulduğu ancak daha sonra, Denizbank'la yapılan ikinci görüşmede blokenin kaldırıldığının bildirildiği, tüm bu işlemler dikkate alındığında, davalının sağladığı internet bankacılığında güvenlik açığının bulunduğu, davalı bankanın daha güvenlikli hizmet sunabileceği halde bundan imtina ettiği ve meydana gelen olayda tam kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne 29.950,00 TL'nin 09/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Dosya kapsamı ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.
Keza davacının, opsiyonel olarak sunulmuş olan ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği de sabittir. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18355, K. 2013/15668, 16 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama