KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/18576 E., 2013/15655 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 26. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29/03/2012 tarih ve 2011/295-2012/52 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 01.11.2005 tarihli ve bir yıl süreli taşıma sözleşmesi uyarınca davalıya ait uçaklarla İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na gelen yolcuların sözleşmede belirtilen merkezlere taşınması işini üstlendiğini, davalının müvekkili ile imzaladığı bu sözleşmeyi feshetmeden 30.03.2006 tarihinden itibaren yolcularını başka bir firmanın araçlarıyla taşıtmaya başladığını, bunun üzerine müvekkilinin 03.05.2006 tarihli ihtarname ile 30 gün sonrasında geçerli olmak üzere sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek,
şimdilik 148.500 TL gelir kaybı, 10.000 TL sözleşmenin ifası için alınan 6 adet aracın zorunlu olarak satımından kaynaklanan zarar, 10.000 TL iş kaybı ve 50.000 TL cezai şart bedeli olmak üzere toplam 228.500 TL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşıma işinin davacıya verilmesinden sonra çok sayıda yolcu şikayeti alındığını, bu nedenle sözleşmenin müvekkili tarafından, 22.02.2006 tarihli fesih bildirimi ile 31.03.2006 tarihi itibariyle feshedildiğini, dolayısıyla davacının hiçbir tazminat talebinde bulunamayacağını, ancak aksi kabul edilirse sözleşmeye aykırı hareket eden davacıdan 50.000 TL cezai şart ve 205.100 TL kâr mahrumiyeti alacaklarının takas-mahsubunun talep edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tarafların bozma doğrultusunda bildirdikleri yeni bir delil bulunmadığı, davanın niteliği gereği belge ve bilgilerle ispatlanamayan hususların tanık beyanına başvurularak temin edilemeyeceği görüldüğünden, taraf tanıklarının dinlenmemesi gerektiği sonucuna varıldığı, taraflar arasındaki sözleşme 01.11.2005 tarihli olup davalı ...'un 22.02.2006 tarihinde davacıya fesih yazısı gönderdiğini açıkladığı ancak bunun tebliğine ilişkin belgenin dosyaya sunulmadığı,
böylelikle bildirimli fesihten söz edilemeyeceği, diğer yandan, sözleşmenin 23. maddesinde akde aykırılık halinde fesih ihbar süresine uyulmadan da sözleşmenin feshedilebileceği öngörüldüğünden bu durumda davalının geçerli bir fesih yaptığının kabul edileceği, ayrıca 03.05.2006 tarihindeki fesih ihbarı nedeniyle davalının sözleşmeyi fehinin davacının bilgisinde olduğu kanaatine varıldığı, feshedilmiş bir sözleşmenin yeniden feshi söz konusu olamayacağından davanın haklı olmadığı sonucuna ulaşıldığı,
gerek bozma öncesinde gerek bozma sonrasında sunulan deliller yeniden değerlendirildiğinde davanın aynı gerekçe ile reddi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin 23. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmiş bulunmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/18576, K. 2013/15655, 16 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama