KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/1905 E., 2013/18450 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
975 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/11/2011 tarih ve 2007/92-2011/488 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/10/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, İtalya'da mukim firmanın patentli ürünü Antismoking 3000 adlı cihazın Türkiye'deki fikri mülkiyetinin ve kullanım haklarının tek sahibi olduğunu belirten davalı şirketle müvekkili arasında 02.04.2007 tarihli franchise sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme uyarınca Ankara bölgesinde 5 yıllık hak sahibi olduğunu, franchise bedeli 8.000 +KDV ile teslim edilen cihazın bedeli 25.000 Euronun peşin ödendiğini, sözleşmenin imzalanması sonrası davalının çalışanı ve aynı zamanda temsilcisi ...'ın, asıl hak sahibi İtalyan firmasıyla anlaştığını,
'S.B.M' sigara bırakma merkezi markasını 04.08.2006 tarihinde kendi adına tescil ettirdiğini, davalı şirketin kendisini işten çıkardığını, İtalyan firmasının davalı ile olan sözleşmesini 20.07.2007 tarihinde tek taraflı feshettiğini, bütün yetkileri kendisine verdiğini, sistemin ve markanın kullanılması istenildiğinde 3 gün içinde kendisine müracaat edilmesi içerikli ihtarname keşide ettiğini, durumun davalıya bildirildiğini, davalının müvekkiline dava dışı kişi ile aralarında sorun olduğunu, sözleşmenin devam ettiği yönünde cevap verdiğini, ortaklarının doktor olması nedeniyle davalı şirkete güvenildiği,
daha sonraki yazışmalardan davalının sahip olduğu hakların iptal edildiğinin bildirildiğini, yeni hak sahibi kişinin müvekkiline yeni mükellefiyetler yükleyen sözleşme imzalamayı dayattığını, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, bir kusurunun olmadığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, KDV mahsubu ile 7.466.67 Euro franchise bedeli, 25.000 TL+KDV cihaz bedeli, 5.000 Euro ve 25.324.80 TL kar kaybı, müspet ve menfi zarar karşılığının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arası sözleşme imzalandığını, özel bir anlaşma ile müvekkilinin sigara bırakma merkezlerinin organizasyonu ve yürütüm için dava dışı ...'a yetki verildiğini, bu anlamda oluşturulan markanın anılan çalışan tarafından müvekkili adına tescil ettirilmesi gerekirken kendi adına tescil ettirilerek müvekkilinin dolandırıldığını, müvekkili ile çalışanı arasındaki uyuşmazlığın dava dışı İtalya'daki şirkete sirayeti sonucu, franchise sözleşmesinin feshedildiğinin 20.08.2007 tarihinde müvekkiline bildirildiğini, bu süreçte dava dışı çalışan tarafından bölgesel anlaşmalar yapıldığını,
alınan tahsilatların müvekkiline aktarılmadığını, müvekkilince davacıya sözleşmenin devam ettiğinin, markayla ilgili bilgi dışında tescil olduğundan hak sahibi ile sözleşme yapılmasının, iptal davası açılacağının, markanın şirkete devri halinde aynı koşullarda markayı kullanacağının bildirildiğini, hatta imtiyaz hakkının bedelsiz 9 yıla çıkarıldığının açıklandığını, dava dışı firmayla müvekkili arasındaki sözleşmenin iptalinin davacıyı ve onun durumundakileri etkilemeyeceğini, buna rağmen davacının sözleşmeyi devam ettirmek istemediğini, cihazın geri alınması mecburiyetinin olmadığını, davacıyla dava dışı çalışanın temas ettiğini,
müvekkilinin ortağı doktorun bir güvence vermediğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında 02.04.2007 tarihli franchise sözleşmesi imzalandığı, uyuşmazlığın davacı tarafından yapılan feshin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, sözleşmenin süreli olduğu, davacının olağanüstü fesih hakkını kullandığını ileri sürdüğü, sözleşmede de tarafların haklarını amaçlarına uygun kullanması gerektiği, gelişen olaylar sonucu davacının yeni bir yükümlülük altına girmeden sözleşmeyi devam ettirmediği, franchise sisteminin dışında kaldığı, dava dışı Selda Sevinç ile sözleşme imzalama imkanı bulunduğu,
sözleşmenin asıl tarafının dava dışı İtalyan firması olduğu, davacının yeniden bir bedel ödemeden eski sözleşmeyi devam ettirme imkanı bulunduğu, fesih yolunu seçmesinin haklı neden sayılamayacağı, ikinci bilirkişi raporunun bu yönüyle kabul edilebilir olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, franchise sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Patentli sigara cihazı sahibi İtalya'da mukim dava dışı firma tarafından anılan cihazın Türkiye ve Kıbrıs'ta kullanımıyla ilgili olarak ana bayii (master franchising) atanan davalı ile davacı arasında 02.04.2007 tarihli Ankara ve çevresini kapsayacak şekilde 5 yıllık franchise anlaşması imzalandığı, bu anlaşma kapsamında tarafların edimlerini ifaya başladığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Ayrıca, davalı adına davacıyla sözleşme imzalayan dava dışı ...'ın 06.08.2007 tarihinde davacıya ihtarname keşide ederek, davalı ile dava dışı asıl hak sahibi İtalyan firması arasındaki ana bayilik (master franchising) sözleşmesinin çeşitli nedenlerle 20.07.2007 tarihinden itibaren feshedildiğini, kendisinin tek yetkili bulunduğunu, sözleşme kapsamındaki markanın da kendisi adına tescil edildiğini, markanın ve sistemin izinsiz kullanılamayacağını, kullanılmak istenmesi halinde kendisine başvurulmasını istediği,
ihtarnameye İtalyan firmasının davalıyla olan sözleşmenin feshine ve kendisinin geçici olarak yetkilendirilmesine yönelik gönderdiği belgeleri eklediği, davalının, sözleşme kapsamı markanın dava dışı ... adına tescil edildiğini, ana bayilik (master franchising) sözleşmenin feshinin doğru bulunduğunu, anılan personelle ilgili
hukuk ve ceza davasının olduğunu, ancak sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyeceğini, asıl hak sahibi ile sözleşmenin devam ettiğini bildirdiği yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. Ayrıca, dava dışı ...'ın davacıya yeni sözleşme örneği gönderdiği, uyuşmazlığa konu sözleşme hükümlerine yakın ve sürenin 9 yıla çıkarılmasını içeren bu sözleşmeyi davacının imzalamadığı, davalının İtalyan firmasıyla olan sözleşmesinin feshi ile çalışanı arasındaki sorunları gerekçe göstererek 02.04.2007 tarihli sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. Çekişme, taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığa konu 02.04.2007 tarihli sözleşme taraflar arasında imzalanmış olup, 5 yıl sürelidir. Bu sözleşmenin konusu cihazın asıl hak sahibi dava dışı İtalyan firması ise de davacının akidi davalıdır. Uzun süreli olarak imzalanan bu sözleşmede davalının davacıyla olan sözleşmeye temel teşkil eden ana bayii (master franchising) sözleşmesi feshedilmiş olup, sistem ve markayı kullanamama durumu ile karşı karşıya kalmıştır.
Ayrıca, davacı, daha iyi koşulları içerse bile davalı adına hareketle ilk sözleşmeyi imzalayan dava dışı ... ile sözleşme yapmak zorunluluğu içerisinde bulunmadığı gibi, sözleşmenin devamında güven ilişkisi zedelenmiş durumdadır. Akdin nispiliği uyarınca davacı, anılan gelişmeleri gerekçe göstererek ve sözleşmenin devamı konusunda güvenin zedelendiğini belirterek sözleşmeyi feshetmiş olup, bu fesihte haklıdır.
Bu durum karşısında, davacının, davalıyla olan sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edilip, uyuşmazlığa uygulanacak mülga BK'nın 106. maddesi uyarınca menfi zararlarını talep edebileceği dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/1905, K. 2013/18450, 22 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama