İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/2110 K.2012/3915

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2011 tarih ve 2011/11-2011/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline…

Esas2012/2110Karar2012/3915Tarih15 Mart 2012Okuma7 dk · 1.496 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2012/2110 E., 2012/3915 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Mart 2012
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.496 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.05.2011 tarih ve 2011/11-2011/247 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ve Av. ... ile davalı vekili Av.... , Av. ... ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında davalının sahip olduğu Afyon Çimento San.

A.Ş., Set Holding A.Ş. ve Set Beton A.Ş. hisselerinin müvekkiline satışına ilişkin 26.03.2008 tarihli bir sözleşme imzalandığını, anlaşma uyarınca ( 50.000,000 ) Euro ön ödeme tutarının davalıya ödendiğini, taraflar arasında görüşmeler devam ederken davalı tarafından 31.10.2008 tarihinde basın açıklaması yapılarak 21.10.2008 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiklerinin bildirildiğini, davalı tarafından başlatılan tahkim sürecinde müvekkilinin itirazları yeterince incelenmeden,

anlaşmanın geçerli ve davalının da geçerli feshine bağlı olarak ön ödeme tutarını elinde tutmaya hakkının olduğuna ve hakem kararının geçici olarak infaz edilebileceğine karar verildiğini, hakem kararının dava dilekçesinde bildirilen nedenlerle iptalinin gerektiğini ileri sürerek, 07.12.2010 tarihli hakem heyeti kararının iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, işbölümü ve yetki itirazında bulunarak, dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacının hisse devir sözleşmesinde hakem kararına karşı iptal davası açmaktan feragat ettiğini, davanın esas yönünden de haksız olduğunu savunmuş ve hakem kararının icra edilebilirliği belgesinin verilmesini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davada temel ilişki ticari olmakla birlikte hakem kararının iptali davalarının ticari dava niteliğinde olmadığı, bu tür davalarda temel ilişkinin çözümüne girilemeyeceği ve yapılacak işin denetimden ibaret olduğu, MTK.'nun 3. maddesinde Asliye Hukuk mahkemelerinin görevli bulunduğu belirtildiğinden davalının işbölümü itirazının yerinde olmadığı, yetkili mahkemenin de aynı kanun maddesinde '' davalının yerleşim yeri veya olağan oturma yeri ya da işyerinin bulunduğu yer veya bunlar yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri'' olarak belirtildiği,

somut uyuşmazlıkta davalı şirketin yabancı şirket olup ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, ancak Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerinin Kadıköy yargı alanı içinde bulunduğu, bu durumda mahkemenin yetkili olduğu, MTK.'nun 15/2. maddesi uyarınca sözleşmede yer alan ifadelerin veya ICC Tüzüğü'ndeki maddelerin feragat anlaşması olarak nitelendirilemeyeceğinden somut olayda da davacının iptal davası hakkından feragat ettiğinin kabul edilemeyeceği, dava konusu hakem kararında ICC Tahkim Odası'nca nihai karar verilmesine dair sürenin 31.10.2010 tarihine kadar uzatıldığının belirtildiği,

dolayısıyla 07.12.2010 tarihli hakem kararının süresinde verilmediği, hakem kararında kararın geçici icrasına karar verildiği, Türk Hukuku'nda kararların geçici icrasının bulunmadığı, ayrıca iptal davası açılması hakkından feragat edildiğinin değerlendirildiği, bu iki halin hem kamu düzenine aykırılık hem de yetki aşımı olduğu, hakem kararında davacının uyarlama yoluyla sözleşmeye müdahale edilmesi talebinin hakem kararında değerlendirilmemesinin de bir iptal nedeni sayıldığı,

MTK.'nun 15/2-b maddesi uyarınca hakem kararının iptaline karar verilmesi durumunda icra edilebilirlik belgesinin verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 07.12.2010 tarihli hakem kararının iptaline, davalının icra edilebilirlik talebinin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, Milletlerarası Tahkim Kanunu’na dayalı 07.12.2010 tarihli hakem kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.

Davalı vekilince süresinde sunulan cevap dilekçesi ile diğer savunmalarının yanı sıra işbölümü ve yetki ilk itirazlarında bulunulmuş, mahkemece davalı şirketin yabancı olup ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, ancak Kadıköy yargı alanı içinde faaliyet gösterdiğinden Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca mahkemelerinin yetkili bulunduğu, ayrıca temel ilişki ticari nitelikte olmakla beraber hakem kararının iptali davalarının ticari dava niteliğinde olmadığı, zira bu tür davalarda temel ilişkinin çözümüne girilemeyeceği ve yapılacak işin denetimden ibaret olduğu, kaldı ki Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 3. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevli bulunduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davalının işbölümü ve yetki itirazlarının reddine karar verilmiştir.

Milletlerarası hakem kararının iptali davaları, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15. maddesinde belirtilen işlerden olduğundan yetkili mahkeme, anılan Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasına göre belirlenecektir. Buna göre davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyeri varsa iptal davası için o yer mahkemesi, bunlardan hiçbirisi yoksa İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir. O halde somut uyuşmazlık yönünden de yetkili mahkemeyi belirlemek için öncelikle davalının Türkiye’de yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyerinin bulunup bulunmadığının incelenmesi gereklidir.

TMK.’nun 51. maddesine göre tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. Davalı ... (CF) Fransa Kanunları uyarınca kurulmuş ve merkezi Fransa’da bulunan bir anonim şirkettir. Dolayısıyla davalının TMK.’nun 51. maddesi anlamında Türkiye’de bir yerleşim yeri yoktur.

Bu noktada ayrıca 30 Teşrinisani 1330 tarihli Ecnebi Anonim ve Sermayesi Eshama Münkasim Şirketlerle Ecnebi Sigorta Şirketleri Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerinin incelenmesi gereklidir. Zira anılan Kanun’un 10. maddesi uyarınca, yabancı bir anonim şirketin Türkiye’de şubesinin veya acentesinin bulunduğu yer, o yabancı anonim şirketin kanuni ikametgahı (yerleşim yeri) sayılmaktadır.

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün mahkemeye sunulan cevabi yazılarından da anlaşıldığı üzere, davalı CF.’nin İstanbul Ticaret Sicili'nde bir kaydı bulunmamaktadır. Bu durumda davalının anılan Kanunu Muvakkat hükümleri anlamında da Türkiye’de bir yerleşim yeri yoktur.

Olağan oturma yeri kavramı ise TMK.’nun 1. Kitabı’nda gerçek kişiler için tanımlanmış (20.m.), tüzel kişiler başlığını taşıyan 2. Kısmı’nda (47-117.m.) oturma yeri kavramına yer verilmemiştir. O halde oturma yeri kavramı sadece gerçek kişilere özgü bir kavram olup, bir tüzel kişinin olağan oturma yerinden söz edilemez. Bu durumda geriye işyeri kavramının ne anlama geldiğinin tespiti kalmaktadır.

1330 tarihli Muvakkat Kanun’un 1. maddesi uyarınca, yabancı anonim şirketlerin Türkiye’de faaliyette (icrayı muamelede) bulunabilmeleri için şube veya acente açmaları gereklidir.

4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nun 2/a maddesinde, Türkiye’de doğrudan yatırım yapan ve yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler, yabancı yatırımcı olarak, aynı Kanun’un 2/b maddesinde ise, yabancı yatırımcı tarafından yeni şirket kurmak veya şube açmak, menkul kıymet borsaları dışında hisse edinmek veya menkul kıymet borsalarından en az %10 hisse oranı ya da aynı oranda oy hakkı sağlayan edinimler yoluyla mevcut bir şirkete ortak olmak, doğrudan yabancı yatırım olarak tanımlanmıştır.

Anılan Yasa’nın 3/h maddesinde ise, Hazine Müsteşarlığı’nın yabancı ülke kanunlarına göre kurulmuş şirketlere, “Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla” irtibat bürosu açma izni vermeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Bu hükümlerin birlikte yorumlanmasından ortaya çıkan sonuç, yabancı anonim şirketlerin Türkiye’de kendi nam ve hesabına ticari faaliyette bulunabilmeleri için şube veya acente açıp ticaret siciline tescil ettirmelerinin zorunlu olduğu, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 3. maddesinde belirtilen işyeri kavramından da, yabancı şirketin Türkiye’deki şubesi veya acentesinin anlaşılması gerektiği, Türkiye’de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla açabilecekleri irtibat bürolarının ise işyeri olarak nitelendirilemeyeceğidir.

Yukarıda da belirtildiği üzere, davalının Türkiye’de tescilli bir şube veya acente kaydı bulunmamaktadır. Hatta Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 17.05.2011 tarihli yazısında, davalının 5510 SK.’na tabi tescil edilmiş bir işyeri dosyasının bulunmadığı da bildirilmiştir. İşçilerin korunması amacıyla işyeri kavramının daha geniş biçimde tanımlandığı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca, her işverenin işyerini SGK.’na bildirmesi gereklidir. Davalı CF.’nin Türkiye’de bir işyerinin ve işveren kaydının olmadığı bu yazıdan da anlaşılmaktadır.

Davacı vekilince davalı CF.’nin Türkiye’de işyeri bulunduğunun ispatı amacıyla, davalının internet sitesinden alınan bir sayfa örneği dosyaya sunulmuştur. Mahkemeyi davalının Kadıköy yargı alanı içinde faaliyet gösterdiği sonucuna götüren delil de budur. Ancak “CF Türkiye’de” başlıklı bu ilanda, davalı CF Grubu’nun 1989 yılında Türk iştiraki olan Set Çimento aracılığıyla çimento sektörüne girdiği bildirilmiş ve Set Şirketler Grubu’na ait fabrikaların adresleri belirtilmiştir.

Bu ilanın davalının Türkiye’de işyerinin bulunduğu anlamına gelmeyeceği açıktır. Zira TMK.’nun 47. maddesinde tüzel kişilik, başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi veya belli bir amaca özgülenmiş bağımsız mal toplulukları olarak tanımlanmış, 48 ve 49. maddelerinde de hak ve fiil ehliyetine sahip oldukları belirtilmiştir. Buna göre bir tüzel kişi, onu oluşturan gerçek ve tüzel kişilerden bağımsız olarak hak ve fiil ehliyetine sahiptir.

Dolayısıyla yabancı bir anonim şirketin, Türkiye’de yeni bir şirket kurması veya mevcut bir şirkete ortak olması halinde yapacağı ticari işlemler, kendisi adına ve hesabına değil, Türkiye’de kurulan veya ortak olunan şirket adına ve hesabına yapılmış olacaktır. Yine aynı nedenle Türkiye’deki şirketin faaliyeti ve adresi, yabancı şirketin faaliyeti ve adresi sayılamaz.

Sonuç olarak davalının Türkiye’de işyeri de bulunmamaktadır ve dava konusu hakem kararının iptali davasında yetkili mahkeme, Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olup, Kadıköy Mahkemesi yetkili değildir. Dolayısıyla mahkemenin aksi yöndeki kabulü doğru olmamıştır.

2- Davalı vekilinin işbölümü ilk itirazının incelenmesine gelince; Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 15/A-1. maddesi uyarınca iptal davası, yetkili asliye hukuk mahkemesinde açılır. TTK.’nun 5/2. maddesi uyarınca bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bu iki mahkeme arasında işbölümü ilişkisi mevcut olup, asliye hukuk mahkemesi yanında ayrı bir ticaret mahkemesi olan yerlerde görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesidir (Prof.Dr. Turgut Kalpsüz, Türkiye'de Milletlerarası Tahkim, Genişletilmiş İkinci Bası, s:148). Dolayısıyla somut uyuşmazlık yönünden de görevli mahkeme, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

Bu durum karşısında mahkemece, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/2110, K. 2012/3915, 15 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/2110
Karar No
2012/3915
Tarih
15 Mart 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2012/2110 K.2012/9702
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/2110 K.2012/33247
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2012/2110 K.2012/3876
  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2012/2110 K.2012/9050
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/2110 K.2012/4560
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2012/2110 K.2012/5158

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.