KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/2203 E., 2012/3473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/02/2010 gün ve 2008/355-2010/74 sayılı kararı bozan Daire’nin 26/12/2011 gün ve 2010/6529-2011/17647 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın Karabük Şubesi’nde bulunan bir hesaba ait 12.400 TL bedelli çeki ciro yoluyla devraldığını, müvekkilinin çeki tahsil etmek için muhatap bankaya ibrazında çekin bağlı olduğu hesabın sahte kimlik ve belgelerle açıldığını öğrendiğini, hesap sahibinin hayali bir kimse olduğunu, çek bedelinin tahsili için keşideci ve cirantalar aleyhine yapılan icra takibinin sonuçsuz kaldığını ve müvekkilinin çek bedelini tahsil edemediğini, davalı bankanın çek hesabı açarken gerekli özeni göstermediğini, bu nedenle davalının müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 12.400 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın ... isimli kişiye dava konusu çek hesabını açarken bankacılık mevzuatının öngördüğü bilgi ve belgeleri talep ettiğini, gerekli yükümlülüklerini yerine getirdiğini, sözkonusu çekin esas borçlusunun keşideci olduğunu ve davacının keşideci ile cirantalara başvurabileceğini, ayrıca çeki kabul eden davacının keşidecinin ekonomik durumunu araştırmaması nedeniyle kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davaya konu çeki ciro yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya ibraz edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, sahtecilik olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için cirantalara karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, tacir olan davalı bankanın işlerini basiretli tacir gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın çek karnesi vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği,
dava dışı hesap sahibinin ticari itibarı ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26.12.2011 günlü ilamında, çek hamilinin de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumunu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurması,
bu suretle özenli davranması gerektiği, bu itibarla davacı hamilin de olayda müterafik kusurlu bulunduğu kabul edilerek tarafların kusur oranlarının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/2203, K. 2012/3473, 8 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama