KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/248 E., 2012/9826 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.11.2010 tarih ve 2006/703-2010/660 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında davalıya ait işletme içindeki bir bölümün Zarifi adı altında işletilmesi konusunda 30.01.2006 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme imzalanırken davalıya ait işletmenin ruhsatının bulunduğunun bildirilerek kendilerine gösterildiğini, ancak bunun önceki bir şirkete ait olduğunun sonradan öğrendiklerini, ruhsatın bulunmadığının öğrenilmesi üzerine 12.05.2006 tarihinde davalı ile ek sözleşme imzalandığını, müvekkilinin ruhsat alınacağına güvenerek 34.751,91 TL masraf yaptığını,
bu işletme ruhsatının bulunmaması nedeniyle şebeke suyunun kesik olduğunu ve bu sebeple müvekkilinin tankerlerle getirdiği taşıma suyu ile sorunu gidermeye çalıştığını, ancak taşıma suyunun işletmede hijyen ve temizliğin sağlanmasına yeterli olmadığı için müşterilerinin hoşnutsuz olduğu dolayısıyla müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, işletme ruhsatı alınmaması sebebiyle işletmenin mühürlenmesi sonucu müvekkili şirketin elde etmesi gereken kârdan mahrum kaldığını,
müvekkilinin davalıya sözleşmeyle kararlaştırılılan 59.000 Euro işletme kullanma bedelinin 25.000 Euro'sunu peşin geri kalanının ise 15.07.2006 tarihli ve 15.08.2006 tarihli 2 çek halinde ödendiğini ileri sürerek fazlaya ilikin haklarını saklı tutarak davalıya ödediği işletme kullanım bedeli olarak 40.000 TL, işletmeye yaptığı masraf olarak 8.000 TL, manevi tazminat olarak 1000 TL ve mahrum kalınana kâra olarak da 1.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş yargılama sırasında davacı davasını ıslah ederek kullanma bedeli olarak 55.816,00 TL, tadilat bedeli olarak 15.787,40 TL,
manevi tazminat olarak 9.000 TL ve mahrum kalınan kar olarak 10.912,04 TL olmak üzere toplam 91.515,44 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden ..., ... ve Haldun Türkkan'ın pasif dava ehliyetlerinin olmadığını, davacı ile imzalanan sözleşmede imzalarının bulunmadığını savunarak müvekkilleri gerçek kişiler yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle tüzel kişi olna diğer müvekkili yönünden de davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı taraf yeri kullanamadığını bu nedenle verdiğinin iadesini ve yoksun kaldığı kârı istemiş ise de Belediye Başkanlığının yazılarından davaya konu yerin ruhsatının olmadığının bilindiği ve davacının bunu bildiği halde davalı ile sözleşme yaptığı ve ödemede bulunduğu, 12.05.2006 tarihinde de ruhsatın alınamaması halin ayrıca sözleşme ile düzenlendiği bu nedenle davacının mekanın ruhsatsız olduğunu bilmediği iddiasının dinlenemeyeceği, davacının ruhsatsız ve suyun olmadığını bildiği halde bu sözleşmeyi imzaladığı ve yeri kullandığı,
davacının faaliyetine devam ederken işletmenin 6 kere mühürlendiği, yani yeri kullanmaktan 6 kere men edildiği halde bu yerin davacı ve davalı tarafından yasa aykırı şekilde kullanılmasına devam edildiği ve ticari kazanç getiren faaliyetin devam ettiği bu nedenle de sözleşmeden kaynaklı olarak verdiklerini geri isteyemeyeceği, kar kaybına uğramadığı, davalının eylemlerinden dolayı kişilik haklarının ağır ve haksız surette zarara uğramadığı, davacının sözleşmeye göre yaptığı masrafları isteyemeyeceği bu nedenle de faaliyette bulunduğu dönemde yaptığı masrafların talebinin mümkün olmadığı,
ek sözleşmedeki ruhsat alınmaması durumunda en fazla 30.000 TL'yi geçmeyecek bedellerinin davacıya ödenmesi hükmünün, davacının ruhsat olmaması nedeniyle faaliyetine devam edememesi halini kapsadığı, oysa davacının faaliyetine devam ettiği bu nedenle de ilk sözleşme gereğince yapılan masrafların iadesini talep edemeyeceği gerekçeleriyle davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın da, bu davalıların sözleşmenin tarafı olmadıkları sadece davalı şirketin ortakları oldukları, bu davalılara husumet düşmeyeceği gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ruhsatı bulunmayan bir mekanda işletilen yerin, ruhsat bulunmadığından ötürü, gereği gibi işletilememesinden kaynaklanan kâr kaybı ve bu yere yapılan masrafların iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının işletmenin ruhsatsız olduğunu bildiği, buna rağmen bu yeri işlettiği dolayısıyla kâr kaybı olmadığı, davacının işletmeyi kullandığı, bu nedenle bu yere yapmış olduğu masrafları geri isteyemeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa taraflar arasında imzalanan 11/05/2006 tarihli Ek Sözleşme'de ruhsat alınamamasının sonuçları düzenlenmiştir. Yine anılan ek sözleşmeden davacının davalıya, dava konusu yerin işletilmesi konusunda bir bedel ödediği ve bu yere de birtakım dekorasyan masrafları yaptığı anlaşılmaktadır.
Buna rağmen mahkemece, davacının dava konusu yerin ruhsatının olmadığını bildiği ve dava konusu yeri bu şekli ile kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, taraflar arasında imzalanan ek sözleşme gereğince davacının alacağı olup olmadığı, var ise alacağının hesaplattırılıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/248, K. 2012/9826, 6 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama