KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/2718 E., 2012/12994 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
547 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/12/2010 tarih ve 2009/502-2010/1109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, gümrük idaresine ödediği ceza+ardiye bedeli olarak 45.834,57 TL'nın tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine itiraz edildiğini, müvekkilinin 2007 yılı Haziran ve Temmuz aylarında yapmış olduğu görüşmeler sonucunda Ukrayna merkezli Blasco şirketinin Türkiye acenteliğini aldığını ve bu firmanın Oddesa`dan İstanbul Kumport Limanına, ihracat yüklemelerinde kullanılmak amacıyla M/V Sea Shell isimli gemiyle 10.09.2008 tarihinde boş olarak toplam 88 adet konteynır gönderildiğini, bu konteynırlardan toplam 22 adedinin ihracat yükleri ile doldurularak aynı gemi ile 17.09.2007 tarihinde yurt dışı edildiğini,
bu aşamadan sonra davalının davacı ile irtibata geçtiğini ve Blasco firmasının Türkiye temsilcisi olduğunu beyan etmek suretiyle davalının Blasco`nun acenteliğinin başka bir firmaya verileceğini bildirdiğini, bunun üzerine de davacının Blasckonun acenteliğini yapmaktan vazgeçtiğini, toplam 88 adet boş konteynerin yurda giriş işlemleri davacı şirket tarafından yapıldığından konteynırların tamamının davacı adına kayıtlı olduğunu ve gümrük idaresi nezdinde sorumluluğun davacı şirketin üzerinde kaldığını,
davalının davacı adına kayıtlı ve yurt dışı edilemeyen 25 adet konteynır için davacıya gümrük idaresi tarafından 10.807,57 TL ceza tatbik edildiğini, ayrıca davacının bu konteynırlar için Kumport Limanına 35.027,07 TL`de ardiye ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dava dışı BBL firması ile acentelik sözleşmesi imzaladığını, BBL firmasının ise davalı şirket ve Blasco – Ukrayna Karadeniz Denizcilik İşletmelerinin ortak ve eşit iştiraki ile kurulmuş bir şirket olduğunu, dolayısıyla davacının davaya konu ettiği talebi davalıya değil ancak dava dışı BBL firmasına yöneltebileceğini, dava konusu konteynırların Türkiye`ye girişinin davacı ile BBL arasındaki anlaşmaya göre gerçekleşmiş olduğunu, Konteynır Takip Formlarının da davalı şirket tarafından değil BBL Firması genel müdürü tarafından imzalandığını, bu şartlar altında davacı ile davalı arasında yapılan anlaşmanın hiçbir geçerliliği ve bağlayıcılığının bulunmayacağını savunarak davanın reddini ve %40 kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının konteynerleri edindiği dava dışı Blasco ile davacı arasında bir acentelik sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davacı ile davalı arasında sözleşme konusu konteynerlerin yurt dışına çıkış işlemlerinin tamamlanması konusunda bir anlaşma yapıldığı, 17/12/2007 tarihli taahhütname kapsamında davalının davacı yararına toplam 88 adet konteynerin Ukrayna merkezli Blasco firması tarafından kullanılmak üzere yurtdışı edilmesine ilişkin işlemlerin davalı yanca tamamlanmasına yönelik taahhütnameye uygun davranmadığı, boş konteynerlerin yasal süresi içinde ve ayniyetine uygun olarak yurt dışı işlemlerinin tamamlanmadığı,
tanınan ek süreye rağmen bu işlemi tamamlamayan davalının kusurlu olduğu, davada savunmasını ispata yarar delil sunmadığı gibi mücbir sebebin varlığını da ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin 45.834,57 TL üzerinden takip tarihinden itibaren avans faiz oranı uygulanmak ve %27 oranını geçmemek koşuluyla devamına, %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/2718, K. 2012/12994, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama