KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/2738 E., 2013/15623 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.04.2013 tarih ve 2010/316-2011/294 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.09.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kurumun umumi mağazacılık faaliyeti yürüttüğünü, bu kapsamda müvekkili ile dava dışı ürün sahibi ... arasında çeltik kira ve bakım sözleşmeleri düzenlendiğini, adı geçen tarafından müvekkilinin deposuna getirilen 910 ton tutarındaki çeltik karşılığında müvekkili tarafından makbuz senedi düzenlendiğini, ürün sahibinin bu makbuz senedi ile anlaşmalı bankalardan kredi kullanım hakkının bulunduğunu, ürünün emanetçi konumundaki ... tarafından davalı ... şirketine sigorta ettirildiğini ancak ürünün emanetçi tarafından depodan alınarak götürüldüğünü,
bu kapsamda davalı ... şirketine yaptıkları başvurunun kabul görmediğini ileri sürerek, 7.500 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında vermiş olduğu ıslah dilekçesiyle bu talebini 344.846,07 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkiliyle dava dışı emanetçi ... arasında üç ayrı sigorta poliçesi düzenlendiğini, davacının söz konusu poliçeler gereğince dain mürtehin sıfatının bulunduğunu, davacının poliçenin sigortalısı olmadığını, süresi içerisinde hasar ihbarında bulunmadığını, emniyeti suistimal rizikosuna karşı düzenlenen sigorta poliçesine göre eylemin sigorta örtüsü altında bulunmadığını, zira sigortalının emrinde veya hizmetinde çalıştırdığı bordroya kayıtlı kişilerin eylemleri sonucunda gerçekleşmesinin gerektiğini, dava konusu rizikonun bir seferde meydana gelebilecek nitelikte olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 910 ton çeltiğin dava dışı ...’in deposunda bulunduğu sırada çalındığı ve davanın asıl konusunu teşkil eden makbuz senetlerinin karşılığını oluşturan 910 ton çeltiğin bir seferde veya aniden depodan götürülmesinin mümkün bulunmadığı,
günümüz koşulları itibariyle çeltiğin depolanan yeri de dikkate alındığında bir büyük kamyonun en az bir seferde götürebileceği yükün 40 - 50 ton civarında olacağı, emniyeti suistimal sigorta poliçesinin özel şartı gereği sigorta ettiren tarafından bu durumu sigorta şirketine haber verilmemesi sebebiyle bahsi geçen sigorta poliçesi sebebiyle davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı ayrıca davacının basiretli bir tacir gibi davranıp kendisini dava dışı ... tarafından ibraz edilen sigorta poliçelerini inceleyip hangi hususları kapsayıp kapsamadığı ve hangi hallerde poliçenin teminat kapsamı dışında kalacağı hususlarını araştırmadığı,
davacının bahse konu özel düzenlemeyi bilmediği iddiasının mahkemece dinlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı vekili tarafından işbu dava 7.500 TL üzerinden açılmış ise de, 08.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile harcı yatırılarak toplam 344.846,07 TL'nin tahsili istenmiş olup, bu durumda vekalet ücretinin anılan miktar üzerinden nispi olarak hesaplanması gerektiği halde, yazılı şekilde eksik vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/2738, K. 2013/15623, 13 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama