KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/3109 E., 2013/15613 K.·(Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret (Kadıköy 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 21.04.2011 tarih ve 2009/854-2011/275 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13.09.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ve müvekkili ile birlikte dava dışı...'nın, yine dava dışı olan ...imarlık Dekorasyon ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortakları olduklarını, şirketin ileride doğması muhtemel zararlarını karşılamak üzere her üç ortağın 15.04.2009 tarihli ortaklık sözleşmesine dayalı olarak 100.000 EURO bedelli senet tanzim ettiklerini ve bu senetlerin şirket muhasebecisi olan davalıda toplandığını, davalının boş kısımlarını doldurarak ve lehtar kısmına da kendi adını yazarak müvekkilinin verdiği senedi icra takibine koyduğunu, açıklandığı üzere söz konusu senedin teminat olarak verildiğini ileri sürerek, sözkonusu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu senedin müvekkili tarafından davacıya verilen borç karşılığında keşide edildiğini, davacının iddialarını yazılı delil ile kanıtlamasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 100.000 EURO gibi yüksek bedelli bir bononun vade tarihinden 2,5 yıl sonra takibe konulmasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmadığı, tarafların ortağı olduğu limited şirketin diğer ortağına karşı davalının yine 100.000 EURO bedelli bonoya dayalı olarak takip yaptığı, bu takibe itiraz eden diğer ortağın da davacı ile aynı iddiaları ileri sürdüğü, davalının aynı şirketin diğer iki ortağına aynı miktarda borç vermiş olmasının ve borcunu ödemeyen her iki ortak ile de şirketteki ortaklığını devam ettirmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
davacının şirketteki hissesinin bir kısmını davalıya devrettiği, 25.01.2007 tarihinden bu yana davacıdan alacağını tahsil edemeyen davalının bir de davacıya hisse bedeli ödemesinin mümkün bulunmadığı, davacının sunduğu ortaklık sözleşmesinin, şirketin 02.06.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile hayata geçirildiği, dolayısıyla davalı tarafından elektronik ortamda gönderilen teklifte tüm ortakların uyuştuğunun açıkça anlaşıldığı, sonuç olarak davalının teminat olarak kendisine verilen senedi doldurarak tedavüle soktuğu ve bu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı,
kötüniyetli olarak bononun takibe konulması karşısında davalının İİK'nın 72/5 maddesinde düzenlenen tazminat ile sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, takip miktarının %40'ı oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/3109, K. 2013/15613, 13 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama