KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/3402 E., 2012/6891 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/07/2010 tarih ve 2009/380-2010/298 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalılardan Yılhan Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin davalıların malik, sürücü, işleten ve zorunlu trafik sigortacısı olduğu araçta yolcu iken meydana gelen kaza nedeniyle vefat ettiğini ileri sürerek, toplam 46.344,66 TL maddi ve 115.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 46.343,77 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalılardan Yılhan Ltd.Şti. ve ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, mümeyyiz davalıların malik ve sürücü oldukları aracın kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacıların murisinin hayatını kaybetmesi sonucu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları gözönünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de, takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça belirtilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, davacıların murisine atfedilecek kusur olmadığına göre, murisin annesi, eşi ve çocukları olan davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı, olayın özelliklerine, davacıların murislerinin ölümünden etkileniş derecesine ve olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşmemekte ve az olup, davacılar yönünden manevi tatmini sağlayacak ölçüde ve adalete uygun, makul bir manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/3402, K. 2012/6891, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama