KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/4324 E., 2012/16435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.04.2011 tarih ve 2010/537-2011/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan protokol gereği davacının Sena Sentetik Dokuma San Ltd Şti’ndeki %24’lük hissesini ...’a, %1 hissesini de ...’e devretmeyi taahhüt ettiğini, bunun karşılığı olarak da davalının 155.000 USD’yi devir yapılması halinde ödemeyi, geri kalanı da her biri 50.000 USD’den oluşan 6 senedi taraflarca belirlenen zamanlarda ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin hisse devirlerini yerine getirdiğini, davalının ise 15.03.2010 tarihindeki senedi ödemediğini, müvekkilinin ödenmeyen senet için icra takipleri yaptığını,
protokoldeki 15.03.2010 tarihinde ödenmesi kararlaştırılan 50.000 USD'nin süresinde ödenmemesi nedeniyle protokol uyarınca 50.000 USD cezai şartın tahsili için icra takibi başlattığını, iş bu ilamsız icra takibinin davalı tarafça yapılan itirazla durduğunu ileri sürerek; icra takibine itirazın iptalini, takibin devamını, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse devrinin gerçekleştirilmesiyle tarafların karşılıklı edimini yerine getirdiklerini, cezai şartın hükümden düştüğünü, karşı tarafın ödenmediğini iddia ettiği hiç bir senedin kalmadığını, ibraname dahi alındığını, protokolde senetlerin geç ödenmesi halinde ceza ödeneceği yönünde herhangi bir ibare veya şartın yer almadığını, müvekkilinin 15.03.2010 tarihli senet bedelini ödediği halde senedin müvekkiline verilmediğini savunarak davanın reddini ve davacının alacağın %40’ı oranında tazminata mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; protokolde sözleşmeden cayılması halinde 50.000 USD cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, taksitlerden birinin süresinde ödenmemesi halinde cezai şartın ödeneceğine dair açık bir hükmün bulunmadığı, BK nın 158/1 maddesinde akdin icra edilmemesi veya natamam olarak icrası halinde tediye edilmek üzere cezai şart kabul edilmişse, alacaklının ancak akdin icrasını veya cezai şartı talep edebileceğinin düzenlendiği, akdin gecikmeli olsa da icra edildiği, dolayısıyla BK nın 158 maddesi uyarınca cezai şartın koşullarının oluşmadığı,
ayrıca davaya konu icra takibinden sonra düzenlenen 02.11.2010 tarihli ibranamede de davacı vekili tarafından davalının hiçbir borcu kalmadığı belirtilerek ibra edildiği gerekçesiyle, davanın reddine, davalının %40 kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/4324, K. 2012/16435, 17 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama