KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/4397 E., 2012/6639 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
509 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/11/2009 gün ve 2007/216-2009/363 sayılı kararı bozan Daire’nin 08/12/2011 gün ve 2010/5797-2011/16679 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında servis taşımacılığı konusunda taşeron sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmede, davalının müvekkili adına taşımasını üstlendiği kişileri sözleşmenin bitiminden itibaren 2 yıl süre ile taşıyamayacağının, aksi halde 10.000,00 TL cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak müvekkili adına taşımasını üstlendiği kişileri sözleşmenin feshinden sonra da kendi adına taşımaya devam ettiğini ileri sürerek, 10.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, cezai şartın geçerli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulüne dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, taşıma akdinde kararlaştırılan cezai şartın tahsiline ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 2010/5797 E, 2011/16679 K sayılı ilamı ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın Anayasa’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti başlığı altında düzenlenen 48’nci maddesi ile BK’nun 19,20,161’nci maddelerine aykırı olduğu ve davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Ancak, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, cezai şartın kararlaştırıldığı 16’ncı maddesinde sadece davalının, sözleşmenin feshinden sonra 2 yıl süre ile davacı adına taşıma yaptığı şahıs ve firmaların taşıma işini üstlenemeyeceği kararlaştırılmıştır. Bunun amacı kuşkusuz, davacının müşterilerinin davalı tarafından fiili taşımanın gerçekleştirildiği dönemde kendisiyle sözleşme yapmasını sağlamak suretiyle haksız yarar elde etmesinin önüne geçmektir. Yoksa, davalının taşıma işi yapması veya davacının müşterileri dışındaki kişilerle sözleşme yapması yasaklanmamaktadır. Bu nedenle de sözleşmenin bu hükmü, Dairemiz bozma ilamında bahsi geçen emredici hukuk kurallarına aykırılık oluşturmamaktadır.
Ayrıca TTK’nun 56’nci maddesi uyarınca, iktisadi rekabetin objektif iyi niyet kurallarına aykırı her türlü suistimali haksız rekabettir. Kanunun gayesi iktisadi sahada doğruluk ve dürüstlük esaslarının ihlalini önlemek olup, bu husustaki genel kaide 56’nci maddede düzenlenmiştir. Davalının, davacının alt taşeronu olarak çalışırken yani davacının müşterilerinin taşıma işlerini yaparken davacı ile sözleşmesinin sona ermesinden veya bir sebeple feshinden sonra davacıyı devreden çıkarıp müşterilerle kendisinin sözleşme yapması Yasa’nın 57/10’ncu maddesi gereğince ticari alanda doğruluk ve dürüstlük kuralının ihlalidir. Bu nedenle de, zaten bu maddeye aykırı olan bir fiilin gerçekleşmesi haline münhasır olmak üzere cezai şart kararlaştırılması emredici hukuk kurallarına aykırılık oluşturmaz.
Açıklanan bu gerekçeyle davacının karar düzeltme itirazının kabulü görüşünde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun kararına iştirak etmiyoruz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/4397, K. 2012/6639, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama