KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/4581 E., 2013/21222 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
- Vekili
- AV. ...
- Vekili
- AV....
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/11/2011 tarih ve 2011/246-2011/66 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/11/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekilleri Av...., Av.T....ve Av...... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hazine bonosu yatırımlarına ilişkin olmak üzere 02.10.2000 tarihli aracılık sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmenin akabinde davalının yönlendirmesi ile müvekkilinin Bahreyn Şubesi'ne toplam 1.343.000 TL'yi mevduat/depozit olarak yatırdığını, bu miktarın 04.12.2000 tarihine kadar işleyen faizi ile birlikte 1.403.851 TL'ye ulaştığını, müvekkilinin müteaddit defalar söz konusu meblağın başka bir hesabına havale edilmesini istemesine rağmen davalının havale işlemini gerçekleştirmediğini, davalı bankanın hazine bonosu işlemlerinde zarar ettiğini yazılı olarak müvekkiline bildirdiğini,
ancak sonrasında ise müvekkili adına herhangi bir hazine bonosu işleminin banka tarafından hiç yapılmadığına ilişkin yazı gönderdiğini, hazine bonosu işlemlerinden zarar ettiğini ileri süren davalının bu zararının karşılanması için Malta Mahkemesi'nde açtığı davanın reddedildiğini, bu kararın kesinleşmesi ile davalının herhangi bir zararının bulunmadığının ortaya çıktığını ileri sürerek, 1.403.851 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki aracılık sözleşmesinin vekalet sözleşmesi niteliğinde bulunduğunu, BK'nın 126/4. maddesinde öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili tarafından bankacılık uygulamalarına uygun hareket edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ve uyuşmazlığın 02.10.2000 tarihli aracılık sözleşmesinden kaynaklandığı, vadeli döviz alım-satımına ilişkin bu sözleşmenin vekalet sözleşmesi niteliğini taşıdığı, BK'nın 126/4. maddesi uyarınca bu tür uyuşmazlıkların beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve işbu dava yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu, ayrıca Malta Hukuk Mahkemesi'nde açılmış olan davanın da zamanaşımı süresini kesmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, davalı banka ile hazine bonosu yatırımlarına ilişkin olarak aracılık sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmenin akabinde ise davalının yönlendirmesi ile yine davalı bankanın Bahreyn Şubesi'nde bulunan hesabına 1.343.000 TL yatırdığını, yatırılan paranın faizi ile birlikte ulaştığı meblağın başka bir hesaba havale edilmesini istemesine rağmen davalının bu işleme yanaşmadığını ileri sürmüş, mahkemece ise yazılı gerekçe ile zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı, davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki paranın tahsilini istemiş olup bu haliyla dava, mevduat sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir.
Mevduat sözleşmesi, ağırlıklı olarak esas itibariyle belli oranda faiz elde etme amacına yöneldiği için ödünç sözleşmesine daha çok yaklaşan, ancak güvenilir bir kurumda parayı muhafaza etme düşüncesi ile vedia sözleşmesini hatırlatan kendine özgü bir sözleşme tipidir. Mevduata uygulanacak hükümler, ancak kıyas yolu ile ve niteliği uygun düştüğü ölçüde ödünç sözleşmesi hükümleri ve istisnai hallerde vedia sözleşmesi hükümleri olacaktır.
Anılan sözleşme tipinin açıklanan özelliği nedeniyle bu dava, zaman itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 125. maddesinde yazılı 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı bankanın zamanaşımı definin yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirilmesi gerekirken, somut olaya uygulanma olanağı bulunmayan 818 sayılı BK'nın 126/4. maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/4581, K. 2013/21222, 22 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama