KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/4695 E., 2013/21220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 tarih ve 2011/879-2012/90 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22/11/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı vekili Av. ....inlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gönderen nam ve hesabına belli bir hizmet ve maliyet bedeli karşılığında demiryolu ile taşıma işi yaptırdığını, ilk taşımanın sözlü anlaşma üzerine yapıldığını, sonraki taşımalar için ise yazılı sözleşme düzenlendiğini, ilk taşıma sırasında yükün yola dökülmesi ve kayması nedeniyle TCDD'nin sağlamlaştıma talep ettiğini, müvekkilinin bu bu talebi yerine getirdiğini, ancak bu iş için yapılan harcamaların davalı tarafından ödenmediğini, halbuki sonraki taşımalar için düzenlenen sözleşmelere bu işin bedelinin yansıtıldığını, ilgili düzenlemeler gereğince davalının bu bedeli ödemekle yükümlü bulunduğunu,
müvekkilinin yaptığı harcamanın davalıdan tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının nakliye işini dava dışı alıcı şirkete taahhüt ettiği ve bunun karşılığında fatura keserek tüm ödemeleri de bu şirketten aldığı, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, somut olayda taşımaya konu emtianın teslim şeklinin CI/Mersin-Türkiye olarak belirlendiği, bu durumda satıcı olan davalı şirketin yükümlülüğünün mal bedeli ve sigorta ile sınırlı olduğu, navlunu ifade eden "F" harfi faturaya konu malın teslim şeklinde gösterilmediğinden davalı şirketin taşıyıcıyı seçme ve taşıma sözleşmesi yapma yükümlülüğünün bulunmadığı,
taşımacılık işleri ile iştigal eden davacı şirketin uluslararası ticarette kullanılan teslim şekillerini bilmesi gerektiği ve navlundan sorumlu olan tarafa talebini yöneltebileceği, ayrıca her ne kadar davacı taraf kendisinin komisyoncu olduğunu ileri sürmüş ise de hamule senedinde taşıyıcı (forwarder) sıfatıyla yer aldığı,
kaldı ki komisyoncu olduğu kabul edilse dahi, alıcı ve satıcı arasında malın teslim şeklinin faturada açıkça yazılı olması nedeniyle bu ilişkide muhatabının kim olduğu hususunda yanılmasının basiretli bir tacirden beklenmeyeceği, davaya konu taşımadan sonra bu taşımanın devamı niteliğindeki taşımalar için davacının dava dışı Kuzu&Eskihisar Pars şirketi ile anlaşma yaptığı, son olarak icra takibine dayanak faturanın da dava dışı bu şirkete hitaben düzenlendiği gerekçesiyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/4695, K. 2013/21220, 22 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama