KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/5048 E., 2013/21422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
1.390 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.11.2011 tarih ve 2008/101-2011/645 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ... şirketi dışında diğer davalılar vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 26.11.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan ... vekili Av. ..., davalı asil ..., davalılardan ... ve ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. .......ve davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.
Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların sürücüsü, maliki, ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olan araçta yolcu olan müvekkilinin meydana gelen kazada ağır yaralandığını, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik 50.000 YTL maddi, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, 09.04.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile de toplam 486.381,22 TL'nin tahsilini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının davacı ... müvekkilinin hatır yolcusu olduklarını, müvekkilinin hatır için şoförlüğünü üstlendiğini ve olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı ......ve ... vekili, murisin mirasının borca batık olduğunu, bu konuda mirasın reddi davası açıldığını, davacının hatır yolcusu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı sürücünün kazada %100 oranda kusurlu olduğu, davacının bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 381,937,22 TL maddi, 4.984,50 TL tedavi giderinin davalılardan olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı ... şirketinin poliçedeki limitleri ile sınırlı olarak sorumlu tutulmalarına ve ihbar tarihi itibarı ile de yasal faizden sorumlu olmalarına, 30.000,00 TL manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren sigorta şirketi dışındaki davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... şirketi dışında diğer davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının %50 maluliyet oranının sürekli olduğunun belirlenmiş olmasına göre, mümeyyiz davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mümeyyiz davalılar vekilleri dava konusu kazaya ilişkin olarak davacının kendi isteği ile araca bindiğini belirtmek suretiyle hatır için taşındığını savunmuş, davacı vekili de 22.05.2008 havale tarihli dilekçesi ile taşımanın hatır taşıması olduğunu açıklıkla kabul etmiştir.
Hatır taşımaları ticari bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda mülga 818 sayılı BK'nın 43.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim, tazminattan mutlaka indirme yapma zorunda değilse de, bunun dahi nedenini karar gerekçesinde tartışması gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının hatır yolcusu olduğu kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan iddia ve savunma üzerinde durulmadan olayın özel şartları göz önüne alınıp tartışılmadan olay sanki bir ücret karşılığı taşıma imiş gibi karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu yönü ile mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, 818 sayılı Borçlar Yasasının 44. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgili olup, “Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer birtakım olgulardan da çıkarılması mümkündür.
Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir.
Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir.
Somut olayda; davacının, davalı sürücü... ile davalılar...'in murisleri ...ve dava dışı şahıslarla birlike konserde eğlendikleri, alkol aldıkları ve alkol aldığı bilinen davalı ...'in yönetimindeki araca binerek, döndükleri sırada dava konusu kazanın meydana geldiği sabit olup, bu durum Borçlar Yasasının 44. maddesine göre hesaplanacak tazminattan indirim sebebini oluşturur. Davacının hatır yolcusu olması nedeniyle Borçlar Yasasının 43. maddesi ile yapılan indirim, aynı Yasanın 44. madde hükmünün uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği de nazara alınarak mahkemece, hesaplanan tazminattan indirim yapılmaması da doğru olmamış, hükmün mümeyyizler yararına bozulması gerekmiştir.
4- Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları gözönünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden,hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Somut olayda mahkemece, davacının hatır yolcusu olması ve alkol aldığını bildiği davalı ...'in yönetimindeki araca binmesi de nazara alınarak davacıya uygun bir manevi tazminat tayin ve takdiri gerekirken anılan hususlar nazara alınmadan yazılı manevi tazminat miktarına hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün davalılardan... ile Zuhal ve Saffet yararına bozulması gerekmiştir.
5- Davalılardan Karayolları Trafik Sigorta Fonu vekilinin temyizine gelince, bu davalının manevi tazminat isteminden sorumluluğu bulunmadığının mahkemece gözardı edilmesi doğru olmadığı gibi maddi tazminat isteminden de bu davalının poliçe limiti ile sorumluluğuna karar verilmemesi, poliçe limitinin hükümde açıkça belirtilmemesi de doğru olmamıştır. Bu bağlamda yargılama gideri ve ücreti vekalet açısından sorumluluğunun da, belirlenecek poliçe limiti oranına göre tayini gerekir iken, yazılı şekilde maddi/manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın kabul edilen toplam tazminatın tümü üzerinden, bu davalının sorumluluğuna karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
6- Mahkemece, davalılardan Güvence Hesabının (Karayolları Trafik Sigorta Fonunun) temerrüdünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 8. ve 108. maddelerine göre çıkartılmış bulunan Karayolları Trafik Garanti Hesabı Yönetmeliğinin 13.ve 14.madde hükümlerine göre belirlenmesi gereğinin gözardı edilmesi de doğru bulunmamıştır.
7- Yargılama sırasında 25/02/2011 tarihinde yürürlüğü giren ve 2918 sayılı yasanın 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. maddesinde, “trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın "Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı" ve Yasanın geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59'uncu maddesine göre
belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre, anılan bu davalının sorumluluğunun tedavi giderleri yönünden devam edip etmediği, bu bağlamda "Sosyal Güvenlik Kurumu'" tarafından davaya konu ödenmeyen tedavi gideri bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm tesisi de keza doğru olmamıştır.
8- Davacının istek kalemlerinden olan tedavi giderlerinin yapıldığı tarih esas alınmak suretiyle ilgili davalılar aleyhine temerrüt faizine hükmedilmek gerekirken mahkemece yazılı şekilde olay tarihinden itibaren hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün mümeyyizler yararın bozulması gerekmiştir.
9- Mahkemece, ihbar tarihi hükme açıkça yazılmadan infazda kuşkuya yol açacak şekilde davalı ... şirketinin ihbar tarihinden itibaren temerrüt faizinden sorumlu tutulması da doğru olmamıştır.
10- Bozma neden ve şekline göre reddedilen manevi tazminata ilişkin olarak vekalet ücretine hükmedilmesi gereğine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5048, K. 2013/21422, 26 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama