KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/5334 E., 2013/10927 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/12/2010 tarih ve 2008/165-2010/188 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli 1997/188840, 2002/35004, 2002/35009, 2005/02688, 2002/29014 nolu markaların sahibi iken, bu markalardan sadece 1997/188840 nolu markayı 01.12.2003 tarihinde davalı şirkete sattığını ve aynı tarihli fatura ile bedelini tahsil ettiğini, 12.09.2006 tarihli noter ihbarnamesi ile diğer markaları da kendilerine satmak vaadinde bulunduklarını, ancak davalının çektiği 20.10.2006 tarihli ihtarname ile sözkonusu markaları markanın bütünlüğü çerçevesinde kendi adlarına tescil ettirdiklerini,
bu markaları zaten üçüncü şahıslara satmalarının mümkün olmadığını kendilerine bildirdiğini, 1 nolu davalının, ilk satışı yapılan markanın adına tescilinden iki yıl sonra müvekkiline ait dava konusu diğer markaları tescil ettirmesinin ve bu durumu diğer davalı Türk Patent Enstitüsü'nün kendisine derhal bildirmemesinin usulsüz olduğunu, müvekkiline ait markaların 1 nolu davalı adına tescil edilmesi ile davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşulu ile marka bedellerine mahsuben 10.000 YTL’nin davalılardan tahsiline,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 07.04.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile, yargılama sırasında davalılar tarafından hata yapıldığı belirtilerek dava konusu markaların tekrar müvekkili adına tescil edildiğini ancak davalıların bu usulsüz işlemleri sebebiyle müvekkili firmanın üzüntü ve elem duyduğunu ileri sürerek, 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davalı Ir Emniyet ve Güvenlik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, dava dilekçesinde davacı yana aidiyetinin tespiti ve bunun karşılığında da müvekkilinden tazminat talep edilen markaların müvekkili şirket ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, söz konusu dört markanın İTO Emniyet ve Güvenlik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı şirketin külliyen müvekkili şirkete intikal etmesi sırasında Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından devredilmesi gereken 1997-188840 numaralı markası ile birlikte sehven müvekkili adına tescil edildiğini,
daha sonra bu hatanın Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından düzeltildiğini ve durumun da davacı şirketin marka vekiline bildirildiğini, davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 2002/29014, 2002/35004, 2002/35009, 2005/02688 tescil numaralı markaların davacı İTO Emniyet Kilit Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (önceki ticaret unvanı: Emniyet Kilit Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş) adına tescilli iken sehven davalı Ir Emniyet ve Güvenlik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş (önceki ticaret unvanı: İto Emniyet ve Güvenlik Sistemleri Sanayi ve Ticaret A.Ş) üzerine tescil edildiği ancak daha sonra bu yanlışlığın farkına varılması üzerine yanlışlığın 24.11.2006 tarihinde düzeltildiği ve bu durumun davacının patent vekiline 30.11.2006 tarihinde tebliğ edildiği,
dava tarihinde dava konusu markaların dava dilekçesinde belirtildiğinin aksine davacının kendisi üzerine kayıtlı olduğu, ıslah edilen davanın manevi tazminat talebine ilişkin olup, manevi tazminata ilişkin talebin BK’nun 60/1 maddesi uyarınca zararın öğrenildiği tarih olan 30.11.2006 tarihinden itibaren bir yıllık yasal süre geçtiğinden zamanaşımına uğradığı gibi dava tarihinden iki yıl önce düzeltilmiş olan yanlış işlem nedeniyle manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5334, K. 2013/10927, 27 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama