KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/6980 E., 2012/10211 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.09.2009 tarih ve 2007/73-2009/411 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...'ye taşınmaz sattığını ancak bedelini alamadığından dolayı tapu iptal ve tescil davası açtığını ve mahkemece taşınmaza tedbir konulduğunu, davalının taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirerek davalı Banka'dan kredi kullandığını, müvekkilinin bu krediyi kefil olarak imzaladığını, kredi borcunu ödediğini, davalı ...'nün taşınmazı üzerine devrettiğini, davalı ...'nün davalı Banka çalışanı ve davalı ...'nün amcasının oğlu olduğunu, davalı Banka tarafından müvekkilinin taşınmazına yeniden ipotek tesis edilerek davalı ...'ye kredi kullandırıldığı,
davalı ...’nün kredi borcunu ödememesi nedeniyle müvekkilinin ödemek zorunda kaldığını, davalıların hileli davranışları ile kendilerine yarar sağladıklarını ileri sürerek 54.224 TL'nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, öncelikle davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, davacının kredi sözleşmesinin tarafı olmaması ve kredinin zaten kullandırılmış olması nedeniyle yaptığı uyarının bankaca dikkate alınmadığını, alınmasının da zaten zorunlu ve gerekli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., şahsı itibariyle davacıyı zarara sokacak bir eylem ve işleminin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davacının dava konusu taşınmazları üzerindeki ipotek ve kredi borçlarını bizzat bankadan öğrendikten sonra bu borçların tamamını kabul ederek satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., dava konusu olan 01.10.2001 tarihli kredi sözleşmesi imzalanmadan Haziran 2001 başında çalıştığı İş Bankası Sanayi Şubesi'nden ayrılarak Antalya Merkez Şube'de çalışmaya başladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı Banka ve çalışanlarının kredi kullandırılması ve teminat olarak ipotek tesis ettirilmesinde yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, davacının bankaya çektiği ihtarname tarihinde de davacı ipotekli taşınmazların maliki olmadığı, bu tarihte davalı Banka tarafından davacının ihtarnamesinin dikkate alınmasını gerektiren yasal veya sözleşmesel bir zorunluluğun da bulunmadığı, ipoteğin teminatı altında kredi borçlusu M. ...'ye 01.10.2001 tarihinde yeni bir sözleşme ile kredi kullandırılmasında veya kredi yapılandırılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı,
davalı Banka ve çalışanlarının davacının yaptığı ödemeler nedeniyle haksız işlemlerinin ve kazanımlarının olmadığı, davacının bütün davalıların hatalı ve hileli işlemleri ile ödemek zorunda olmadığı bedellerin icraen kendisinden tahsil edildiğini iddia etmiş olması karşısında, en geç bu takibin kendisine tebliğ edildiği veya ödeme ve icra dairesine davaya konu iddiaları gündeme getirerek ihtirazi kayıt beyanında bulunduğu 14.01.2003 tarihinde öğrenmiş sayılmasının gerektiği, dolayısıyla davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde 14.01.2004 tarihine kadar açılması gerekirken, çok yıllar sonra 07.02.2007 tarihinde açılmış bulunduğu,
dava konusu yapılan alacağın taşınmazın davacıya ipotekli olarak satılmasından sonra davalı M. ...'nün kullandığı ve davacının ödemek zorunda kaldığı kredi borcuna ilişkin olması karşısında davalı M. ...'den talep hakkı, bulunduğu gerekçesiyle davacının davalılar ..., ... ve İş Bankası'na yönelik davasının reddine, davalı ...'ye yönelik davasının kabulü ile 54.224,00 TL'nin bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/6980, K. 2012/10211, 11 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama