KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/8849 E., 2012/15995 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/12/2009 tarih ve 2009/285-2009/595 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 12/10/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Essen Asliye Mahkemesi tarafından verilen 02.11.2007 tarihli 18 O 209/05 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre tenfizi istenen kararın 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya İlişkin Lahey Sözleşmesi'nde belirtilen usulde tebliğ edilmediği, doğrudan posta yolu ile tebligatın yapıldığı, bu itibarla kesinleşmiş bir kararın mevcut olmadığı, ayrıca tenfize konu kararın kamu düzenini ilgilendiren TTK’nın 329. ve 405/2. maddelerine de açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine,
somut olayda ise tenfizi talep edilen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla davalıya tebliğ edilmeyip, mahkeme panosuna asılarak tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine dayanak yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/8849, K. 2012/15995, 12 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama