KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/8887 E., 2012/15691 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
709 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/09/2011 tarih ve 2009/531-2011/319 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %25 hissesine sahip ve tek başına temsile yetkili ortağı olduğunu, diğer ortaklar davalı ... ile dava dışı .....'ın da şirketi tek başına temsile yetkili bulunduklarını, 2002 tarihinden itibaren şirketin fiilen anılan ortaklar tarafından idare edildiğini, şirkete ait taşınmazlarda kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapıldığını, ancak bu sözleşmelerle şirkete kalan taşınmazların şirket yetkilisi davalı ...
Şerif Turan tarafından muvazaalı olarak ve düşük bedelle diğer davalılara satıldığını, gösterilen satış bedelinin piyasa rayicinin çok altında bulunduğunu, aralarında akrabalık ve iş ilişkileri bulunan davalıların kötüniyetli olduğu gibi, taşınmazları satınalma güçlerinin de olmadığını ileri sürerek,
Çankaya İlçesi 2. Bölge Emek Mahallesi 7561 ada 10 parsel sayılı taşınmazın satışının muvazaalı olması nedeniyle iptalini talep ve dava etmiş, bilahare satışın iptaliyle birlikte taşınmazların davalı şirket adına tescilini de istediklerini bildirmiş, yargılama sırasında ise, taşınmazların davalılar tarafından 3. kişilere devrolunduğundan davalı şirket adına tescil talebinin hukuken ve fiilen imkansız hale geldiğinden bahisle talebini, satış işleminin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespiti ile taşınmazın bedeli olan 2.912.000 TL'nın davalılardan tahsili olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili, davacının temsil yetkisinin mahkeme kararıyla kaldırıldığını, idareci sıfatı bulunmayan davacının şirketin yaptığı bir işleme karşı dava açma hakkı bulunmadığını, davacının, şirket ortağının yaptığı bir işten dolayı kendisinin veya şirketin zarara uğratıldığı iddiasını ancak işlemi yapan ortağa karşı ileri sürebileceğini, öte yandan davacı şatıştan 2003 yılından beri haberdar olduğundan davanın zamanaşımına uğradığını, kaldı ki satışın gerçek ve geçerli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davaya dahil edilen davalı ... mirasçıları vekili, müvekkillerinin mirası hükmen reddettiklerini savunmuştur.
Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şirket adına dava açma yetkisi bulunmayan davacının isteminin satış işleminin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunun hükmen tespitine yönelik olup, davanın hukuken tespit davası niteliğinde olduğu, ancak tespit davası açılabilmesi için eda davası açma imkanının olmaması,
ayrıca tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunması gerektiği, oysa taşınmazın muvazaalı olarak düşük bedelle satışı nedeniyle karın düşük gösterilmesi veya yeterli kar dağıtılmaması şeklinde hakları ihlal edilen davacının, TTK.'nun 169 ve devamı maddeleri uyarınca idari işleri gören ortakça düzenlenecek bilanço ile kar zarar hesabına karşı itiraz etmek, kararın iptalini istemek, gerekirse yönetici ortak hakkında sorumluluk davası açmak gibi çeşitli hukuki imkanlara sahip olduğu, bu durumda somut davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava tapu iptali ve tescil istemiyle açılmış, taşınmazın dava sırasında üçüncü kişilere devri sonrasında tazminata dönüştürülmüştür. Sözleşmelerin nisbiliği kuralı gereği, sözleşmenin iptali kural olarak taraflarınca istenebilir.Bununla birlikte, yapılan işlemin muvazaalı olduğunun ileri sürülmesi halinde her ilgilinin dava açma hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da şirket ortağı bulunan davacının ilgili olduğunun kabulü gerektiğinden, mahkemece, taşınmazı satın alan davalılara karşı davaya devamla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
2-Davalılardan Tusso İnşaat Kollektif Şirketi, davaya konu taşınmazın maliki olduğuna ve davada da satışının muvazaalı olduğu ileri sürülen taşınmazın önce tapusunun şirket adına tescili, sonra ise tazminatın şirkete verilmesi şeklinde talepte bulunulduğuna göre, böyle bir davada şirkete ve işlemi yapan davalı ...'a husumet yöneltilemez.Bu itibarla, davacı vekilinin bu davalılara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile, mahkemece bu davalılar hakkındaki red kararının değiştirilen bu gerekçeyle HUMK'un 438/son maddesi gereğince onanmasına karar verilmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre bir kısım davalılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/8887, K. 2012/15691, 10 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama