KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/11259 E., 2013/17422 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.03.2011 tarih ve 2009/520-2011/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 01.10.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'ın müvekkili şirkette ortaklığının devam ettiği sırada müvekkili ile yaptığı 10.04.2008 tarihli anlaşma uyarınca müvekkili şirketten 1.650.000,00 TL borç para aldığını, diğer davalının da bu anlaşmaya kefil olduğunu, davalıların müvekkili şirketten 23.06.2008 tarihinde ayrıldıklarını, davalı ... anılan sözleşme uyarınca müvekkili lehine ipotek tesis etmediği gibi faiz mutabakatı da yapmadığını, bu suretle sözleşmenin ihlal edilmesi sonucu paranın tamamının derhal iade edilmesini talep haklarının doğduğunu,
ihtarnamelere rağmen davalıların müvekkilin parasını iade etmediklerini ve haklarında başlatılan icra takibine karşı da haksız ve mesnetsiz olarak itiraz etmeleri sonucu takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkiller ile davacı arasında hukuken geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, yabancı dilde yazılmış sözleşmenin hata ve hile ile imzalatıldığını, müvekkillerinin hisse devri nedeniyle davacıdan alacaklı olduklarını, davacının işbu dava ile talep ettiği tutarın gerçekte devir aldığı hisselere karşı yaptığı kısmi ödemeye ilişkin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının talep edilen meblağın hisse devrine karşılık yapıldığı şeklindeki beyanının vasıflı ikrar niteliğinde olup, söz konusu paranın ödünç olarak verildiğini ispat yükünün davacıya düştüğü, davacı tarafça sadece sözleşmenin sunulması ile değil, bu sözleşmeye dayalı olarak ödeme yapıldığının da yazılı delille ispatının gerektiği, davacı şirket defterlerinde davalı ...'a ödeme yapıldığına ilişkin bir kaydın bulunmadığı, sözleşmeye dayalı ödünç verme olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirket, davalılardan ...'ın davacı şirkette ortaklığının devam ettiği sırada davacı şirket ile yaptığı 10.04.2008 tarihli anlaşma ile şirketten diğer her türlü ilişkisinden bağımsız olarak 1.650.000,00 TL ödünç para aldığını, diğer davalı Nusret Bozdağ'ın da bu sözleşmenin kefili olduğunu, davalı ...'ın sözleşme hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle sözleşmedeki vade beklenmeksizin paranın tamamının iade edilmesini talep haklarının doğduğunu ancak davalıların ödemede bulunmadıklarını ileri sürerek, yapılan icra takibine vaki davalı itirazlarının iptalini talep etmiştir.
Davalılar ise yaptıkları savunmalarda, davacının işbu dava ile talep ettiği tutarın gerçekte kendilerinden devraldığı hisselere karşılık yaptığı kısmi ödemeden ibaret olup, davacıdan hala alacaklı olduklarını ileri sürmüşlerdir.
Buna göre davacı, takip ve dava konusu borcun davalı ...'e ödünç olarak verildiğini; davalı taraf ise takip ve dava konusu borcun kendilerine borç olarak verilmeyip, davacının aldığı hisselere mahsuben yaptığı kısmi ödeme niteliğinde olduğunu ileri sürmektedir.
Davalı taraf davaya konu parayı aldığını kabul etmiş ise de borç olarak değil, kendi alacağına karşılık aldığını savunarak, vasıflı ikrarda bulunmuştur.Vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden ispat yükü davacının üzerinde ise de somut olayda davacı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, ortaklara borçlar-... hesabına 2008 yılı içinde 11 kalem işlemde toplam 1.649.999,63 TL borç kaydının verildiği yönünde tespit yapılmış olup, davalı ...'ın davacı şirketten 23.06.2008 tarihinde ayrıldığı,
ayrılmadan önce yönetim kurulu başkanı olduğu hususları nazara alındığında yönetici olduğu dönemde tutulan defter kayıtlarında bile davalı ... aleyhine borç kaydı bulunduğundan mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Ancak davalı taraf, davacıdan olan alacaklarının tahsili için dava açtığını da ileri sürmüş olmasına göre davalılar tarafından davacıya karşı açılan alacak davasına ilişkin dosyanın da incelenerek davacı tarafından verilen paranın hisse devir bedeline mahsuben davalı tarafa yapılan bir ödeme niteliğinde mi yoksa hisse devir bedelinden ayrı olarak davalı tarafa verilen borç para niteliğinde mi olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerekirken anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/11259, K. 2013/17422, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama