KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/13871 E., 2014/4055 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2014
- Mahkemesi
- İSTANBUL 37. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/04/2013
- Numarası
- 2013/37-2013/63
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 37. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2013 tarih ve 2013/37-2013/63 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı şirket ile müvekkili şirket arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde 12.650 TL bedelli 30.12.2010 tarihli Y.. A..'den verilme çek karnesinden bir adet çekin müvekkili şirkete keşide edilerek verildiğini, çekin karşılıksız çıktığını, yapılan icra takibinin aciz vesikasına bağlandığını, takibe konu çek sebebiyle müvekkili şirketin 15.179,48 TL zarara uğradığını, davalı bankanın özen borcuna aykırı davranarak dava dışı şirket lehine güven yaratarak müvekkili şirketin dava dışı şirketle ticari münasebet kurmasına neden olduğunu, davalının kusuru oranında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürerek, davalıdan kusuru oranında tazminatın faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın HMK'nın 109/II. madde düzenlemesine istinaden kısmi dava şeklinde açılmış olduğundan hukuki yararın bulunmadığını, dava şartı eksikliğinden dolayı HMK'nın 115. maddesi düzenlemesi gereği davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin dava dilekçesinde takibe konu çek sebebiyle 15.179,48 TL zarara uğradığını iddia ettiği, 6100 sayılı HMK'nın kısmi davayı düzenleyen 109. maddesinin ikinci paragrafında "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmünü içerdiği, kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde davalı bankadan kusuru oranında tazminatın tahsili talep edilmiştir. Yani, her ne kadar davacı vekilince niteleme yapılmamış ise de dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası şeklinde açılmıştır. Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109/2. maddesine göre talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belli ise kısmi dava açılamayacağı, dava dilekçesinde takibe konu çek
sebebiyle 15.179,48 TL zarara uğradığının açıkça iddia edildiği ve böylelikle alacak miktarının belirli olduğu gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmiş ise de yukarıda açıklandığı gibi, uğranıldığı iddia edilen zararın tamamı değil, mahkemece tespit edilecek kusur oranında davalıdan tahsil talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak bilmediği, bilmesinin kendisinden beklenemeyeceğinin kabulü gerekip, davanın esasına girilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/13871, K. 2014/4055, 4 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama