KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/14160 E., 2013/21006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.01.2012 gün ve 2011/125-2012/7 sayılı kararı bozan Daire’nin 13.06.2013 gün ve 2012/14801-2013/12413 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait boru hatları ve tesislerin davalı ... tarafından düzenlenen Yangın All Risk ve Makine Kırılması Sigorta Poliçeleri ile teminat altına alındığını, müvekkili şirkete ait ITP lrak-Türkiye 40" ham petrol boru hattının 373.750 km.'sinde elektriksel nedenle acil kapanma alarmı sonucunda dört vananın kapanarak basıncın artması neticesinde patlama meydana geldiğini, ekspertiz incelemesi sonucunda zarar miktarının muafiyet hariç toplam 3.909.491,03 USD olduğunun belirlendiğini,
sigorta sözleşmesinin 5/c maddesi uyarınca bedelin 15 gün içerisinde ödenmesi gerektiği halde davalı tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 3.909.491,03 USD'nin hasar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa verilen sigorta teminatının broker aracılığı ile çok sayıda yurt dışı reasüröre dağıtılmış olduğunu, bu hususun davacı şirketin bilgisi dahilinde bulunduğunu, bu nedenle gecikmeler yaşandığını, davacı şirkete 14.10.2010 tarihinde ödeme yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, sigorta teminat süresi içerisinde 05.11.2008 tarihinde meydana gelen patlamanın ardından hasar meydana geldiği ve hasar bedelinin davanın açılmasından sonra 14.10.2010 tarihinde davacıya ödenmiş olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı ... şirketinin bu davanın açılmasına sebep olup olmadığı ve temerrüdünün bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu,
taraflar arasında geçerli sigorta poliçesinin 5. maddesinde "hasarlar için yapılacak ödemeleri düzenlenmiş olup, buna göre, hasar anında ödemenin en kısa sürede yapılması esas olup, bu süre Botaş'ın talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceği, bu süre içerisinde hasar ödenmediği taktirde, idare hasarın sonuçlandığını kabul ederek varsa ödeyeceği prim tutarından hasarı mahsup eder veya prim ödemesi sona ermiş ise en yüksek reeskont faiziyle birlikte sigortacıdan talep eder" hükmünün yer aldığı, davaya konu hasarın, 05.11.2008 tarihinde meydana geldiği, hasarın ihbarı üzerine 29.07.2009 tarihinde eksper raporu düzenlendiği,
davacı Botaş tarafından sigorta tazminatının 23.10.2009 tarihinde davalıdan talep edildiği, bu talep yazısının 27.10.2009 tarihinde davalı ... şirketine tebliğ edildiği, bu durumda anılan sigorta sözleşmesi hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin 27.10.2009 tarihinden
itibaren 3 ay içerisinde sigorta tazminatını ödemesi gerektiği, davalı temerrütünün 3 aylık sürenin dolduğu 28.01.2010 tarihinde oluştuğu, ödeme tarihi olan 14.10.2010 tarihine kadar işlemiş faizden sorumlu olduğu gibi, davanın açılmasına sebep olması nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl alacak miktarı olan 3.909.491,03 USD yargılama sırasında ödenmiş olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
asıl alacak miktarı 3.909.491,03 USD'ye 28.01.2010 tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmesine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı temyizi üzerine Dairemizin 13.06.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/14160, K. 2013/21006, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama