KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/14433 E., 2013/20276 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.12.2011 gün ve 2008/152-2011/246 sayılı kararı onayan Daire’nin 24.04.2013 gün ve 2012/4235-2013/8044 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerine ait bulunan “SABUNCAKİS 1874” ve “SABUNCAKİS” markalarının izinsiz bir biçimde davalı şirket tarafından kullanıldığını, davalının izinsiz kullanımının mahkeme aracılığıyla yapılan tespit ile belgelendirildiğini, yapılan uyarılara rağmen müvekkillerine ait markaların izinsiz bir biçimde kullanılmasının müvekkillerinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalının tecavüzünün önlenmesine, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi, 10.000 TL itibar olmak üzere 30.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla maddi tazminat talebini 12.952,47 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacılara ait markaların davalı tarafça kullanılmasının davacıların marka tescilinden doğan haklarını ihlal ettiği, her ne kadar davalı ile söz konusu markaların ortak maliki ...Çiçekçilik A.Ş. arasında lisans sözleşmesi imzalanmış ise de markanın tüm malikleri tarafından verilmiş bir lisans söz konusu olmadığından davalının bu sözleşmeye dayalı kullanımının haklı bir dayanağının bulunmadığı, haksız kullanım nedeniyle talep edilebilecek yıllık lisans bedelinin 36.000 TL olduğu, itiraz üzerine alınan ek raporda ise bu miktarın 12.952,47 TL olarak açıklandığı,
ancak söz konusu markalar üzerinde üç ayrı hak sahibinin bulunması ve bunlardan yalnızca ikisinin dava açması karşısında belirlenen tazminatın 2/3'ünün hüküm altına alınabileceği, bu miktarın 24.000 TL'ye tekabül ettiği ve davacıların talebinin bu miktarın altında kaldığı, davalının eyleminin aynı zamanda manevi tazminatı da gerektirdiği, davacı tarafça itibar tazminatı talep edilmiş ise de 556 sayılı KHK'nın 68. maddesi uyarınca itibar tazminatına karar verilebilmesi için markanın kötü veya uygun olmayan bir biçimde kullanıldığının ve böyle bir kullanımdan marka sahibinin zarar gördüğünün kanıtlanmasının zorunlu bulunduğu,
somut olayda davalının kullanımının bu nitelikte bulunduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacıların marka haklarına tecavüzünün önlenmesine, 12.952,47 TL maddi, 7.500 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin tazminat talebinin reddine, hükmün ilanına dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/14433, K. 2013/20276, 12 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama