KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/2114 E., 2013/20704 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.06.2012 tarih ve 2011/327-2012/160 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili firma tarafından yaklaşık 8.400 ton ürünün davalı kuruma emanet usulüyle bırakıldığını, karşılığında makbuz senetlerinin müvekkili firmaya teslim edildiğini, müvekkili tarafından bankalardan kullanılan kredinin teminatı olarak bu makbuz senetlerinin bankalara ciro edildiğini, kredi bedelleri ödenmeyince teminat olarak bırakılan makbuz senetlerinin bankalar tarafından TMO'den tahsil edildiğini, ancak tahsil edilirken davalı kurumun yasal kesintiler bittikten sonra fazladan % 10 kesinti yapıldığını, yapılan bu kesintinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, kesinti konusunda düzenlenen bir sözleşmenin olmadığını,
durumun davalı kuruma ihtar edildiğini, kurum tarafından teminat olarak bırakılan makbuz senetlerin mülkiyetinin bankalara geçtiğini, kendilerinin bankalarla anlaşması olduğu ve yapılan anlaşmada diğer kesintilerle birlikte % 10 kesinti yapılabileceğinin belirtildiğini, ancak makbuz senetlerinin bankaya teminat olarak verildiğini, mülkiyetin bankaya geçmediğini, kesilen % 10 kesintinin yaklaşık 330.000 TL'ye tekabül ettiğini, ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL alacağın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurum tarafından düzenlenerek verilen makbuz senedinin, ürünlerin mülkiyetini temsil eden TMO tarafından nama veya emre düzenlenmiş, teminat olarak verilebilen, ciro edilebilen, Türk Ticaret Kanunu'na göre düzenlenen kıymetli evrak olduğunu, 2699 sayılı Umumi Mağazalar Kanunu hükümlerine göre makbuz senetlerinin ciro ve teslimi ile bu senetlerin dolayısıyla senetlerin temsil ettiği ürünlerin mülkiyetinin kredi sözleşmesi düzenleyen bankalara geçtiğini, sözleşmenin IV/8 maddesinde sayılan kesintilerin yapılarak kalan net tutarın bankalara ödendiğini, TMO' nin yalnızca bankalarla sözleşmeler yaptığını,
firmaların hangi şartlarda ne miktar ve ne şekilde kredi kullanacağının bankayla yaptığı anlaşmaya göre belirlendiğini, davacı firmanında çektiği kredinin ödenmemesi ve bankanın talebi üzerine bankanın malı olan ürün bankadan satın alındığını, her tacirin faaliyetlerinde basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, kredi sisteminin avantajlarını kabul eden davacının riskini de kabullenmesi gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı firmanın kullandığı kredi karşılığında elindeki makbuz senetlerini teminat olarak ilgili kredi kurumları olan bankalara verdiği, ürün sahibi krediyi vadesinde ödemediğinden ürünün mülkiyetinin bankalara geçtiği ve ürünün davalı kurum tarafından nakde çevrilmesi esnasında Bakanlar Kurulu' nun verdiği yetkiye ve banka ile yapılan sözleşmeye istinaden % 10 kesinti yapıp kalan tutarı kredi kurumuna ödemekte bir usulsüzlüğün söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/2114, K. 2013/20704, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama