KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/2300 E., 2013/19178 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada...1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09.10.2012 tarih ve 2012/146-2012/237 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında,müvekkili tarafından verilen yemek çeki kuponlarının davalı şirketten fatura karşılığında satın alınması konusunda sözleşme düzenlendiğini, tarafların edimlerini düzenli olarak yerine getirdiklerini, ancak yıl sonuna doğru davalının müvekkiline komisyon tutarını düşük ödediğini,...Belediyesi ile yapılan ihale gereği müşterilerden hiçbir kesinti yapılmaması gerekirken, müvekkilinin yemek fişleri ile alışveriş yapan memurlardan %7 kesinti yapıldığını, bu nedenle...Belediyesi ile müvekkili arasında olumsuzluk yaşandığını ve bu olayların etkisi ile açılan yemek ihalesini alamadığını,
davalının anılan sözleşmeye aykırı olarak muaccel olmamış faturaya dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, bu talebinde müvekkilini küçük düşürücü iddialar ileri sürdüğünü, bu talep sonucunda...2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nce ihtiyati haciz kararı verildiğini, müvekkilinin istihkakları ile bankalardaki hesapları üzerine hacizler konulduğunu, konulan hacizler nedeniyle banka ve belediyelerin müvekkiline olan güvenlerinin sarsıldığını, müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini, o tarihlerde girmesi gereken ihaleler olmasına rağmen hesapları üzerine haciz konulduğundan teminat gösteremediğini ve ihalelere bu nedenle giremediğini, yine bu nedenle İş Bankası Nazilli Şubesi'ndeki ek hesabından faizle para kullandığını, 40.000 TL kredi çekmek zorunda kaldığını, ihtiyati haciz kararına yaptıkları itirazın kabulüne karar verildiğini,
hacizlerin kaldırıldığını ileri sürerek, 60.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın 11/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında yapılmış anlaşma gereğince 2006 yılı sonuna kadar müvekkilinin alacağını ilgili belediyelerden tahsil ettiğini, davacının 2007 yılına ilişkin ihaleyi alamaması nedeniyle müvekkilinin alacağının tehlikeye düştüğünü, bu nedenle ihtiyati haciz tedbirine başvurduklarını, ihtiyati haciz nedeniyle davacının alamadığı ihalenin bulunmadığını, ihtiyati hacze itiraz sonrası tarafların anlaştıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sözleşme gereğince verilen teminat mektubunun süresinin bitmesi, yeni teminat mektubunun verilmemesi, davacının belediyeden yeni ihaleyi alamaması, ihtiyati hacze konu alacağın gerçek bir alacak olması ve tarafların alacağın varlığı ve miktarı hususunda anlaşmaları, davalı tarafın ihtiyati hacze konu yaptığı alacak miktarının önceki aylardan olan alacaklarına kıyasen oldukça fazla bulunması ve son alacak olması, ticari hayattaki olumsuz örnekler dikkate alındığında davalı tarafın ihtiyati haciz talebinde bulunmakta haklı olduğu,
kusurunun bulunmadığı, benzer durumda bulunan başka şahısların da davalının yaptığı şekilde davranmasının beklenebileceği gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin reddine ve maddi tazminat isteminin reddine ilişkin verilen önceki kararın kesinleşmesi nedeniyle de maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/2300, K. 2013/19178, 30 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama