KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/3094 E., 2013/19170 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
1.075 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/12/2011 tarih ve 2010/117-2011/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1974 yılından itibaren gıda sektöründe faaliyet göstermekte olup, ticaret hayatına başladığı günden bu yana “ERİŞ” markasını kullandığını,müvekilinin “ERİŞ UN” markasını 26/01/1994 tarihinde 149139 no ile TPE nezdinde tescil ettirdiğini, yine ayrıca “ERİŞ YAĞ + şekil”, “ERİŞ FLOUR MILLS”, “ERİŞ" ve “ERİŞLER" markalarının da sahibi olduğunu, "ERİŞ” ibaresinin müvekkili firmanın tescilli ticaret unvanının da ayırt edici unsuru olup, müvekkilinin ticaret hayatına girdiği 1974 yılından bugüne kadar aralıksız olarak kullanıldığını, müvekkilinin "Erişler Gıda San. ve Tic.
A.Ş.” şeklindeki ticaret unvanını ilk kez 05/03/1976 tarihinde tescil ettirdiğini, "ERİŞ” ibareli marka ve ticaret unvanının 36 yıldır aralıksız devam eden bu kullanımı sonucu,”ERİŞ” markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin bu marka ile anılır olduğunu, öte yandan uluslararası piyasalarda ”ERİŞ FLOUR MILLS” adıyla özellikle Uzak Doğu, Ortadoğu, Afrika ve Orta Amerikada çok tanınmış bir isim olduğunu ve yaklaşık 50-55 ülkeye ihracat yaptığını, müvekkilinin yıllardır yoğun reklam ve yatırım faaliyetleri sonucunda "ERİŞ” ibareli markalarını tanınmış hale getirdiğini,davalının ise, müvekkilinin tescilli ve tanınmış “ERİŞ”,
“ERİŞ UN”, “ERİŞ YAG” ve diğer "ERİŞ” markalarını bire bir taklit ederek dava konusu “GÜLERİŞ” markasını tescil ettirdiğini, davalının davaya konu "GÜLERİŞ” markasının ayırt edici unsurunun “ERİŞ”ibaresi olduğunu, zira "GÜL” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmaktan uzak, cins ve tür bildiren bir çiçek ismi olduğunu, MarKHK m.5 ve 7/c anlamında tasviri işaret olması nedeniyle herhangi bir ayırt ediciliği bulunmayan “gül” ibaresinin dava konusu markanın ayırt edici niteliğini kuvvetlendirmediği gibi, benzerlik testinde de dikkate alınamayacağını, müvekkilinin markası ile bire bir aynı olan davalı markasının ses, anlam,
çağrışım ve genel görünüm itibariyle müvekkilinin markalarına iltibas teşkil ettiğini ve orta seviyedeki ilgili tüketiciler nezdinde, işletmeler arasında organik bir bağın varlığı izlenimi oluşturacağını, müvekkilinin “ERİŞ” markasını ilk defa kullanan, maruf hale getiren taraf olarak gerçek hak sahibi olduğunu, davalının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediğini, kötüniyetli olduğunu, davalının müvekkiline ait marka üzerinden haksız kazanç elde ettiğini, müvekkilinin markasının itibarına ve ayırt ediciliğine de zarar verdiğini ileri sürerek,
davalının davaya konu markaya ilişkin kullanımının, müvekkili şirket ve önceki tarihli tescilli markaları aleyhinde iltibas suretiyle marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine,davalının tespit edilen marka tecavüzü ve haksız rekabet fiillerinin önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
dava konusu ”GÜLERİŞ” markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilen markasının dava sonunda verilecek karar tarihinden itibaren kullanmasının önlenmesine,davalının markayı kullanmaya devam etmesi durumunda ise davalı markasını taşıyan ürün,ürün ambalajı ve markayı üzerinde taşıyan her türlü materyalin imha edilmesine ve ayrıca davalı markasını taşıyan ürünlerin imalı için kullanılan her türlü materyalin toplatılması ve imhasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava konusu”GÜLERİŞ” markasının 25. sınıfta "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç- dış giysiler,çoraplar,ayak giysileri,baş giysileri"emtiası yönünden adına tescilli olduğunu,bu hale göre davacı markasının hitap ettiği kesim ile kendi markasının hitap ettiği tüketici kesiminin ve mal-hizmet sınıflarının çok farklı olduğunu, ürünlerin hiçbir yerde ve hiçbir zaman aynı rafta bir arada satılmasının mümkün olmadığını,
tarafınca marka oluşturulurken”gül”isminin hem isim hem de sıfat olarak “ERİŞ”kelimesi ile bütünleştirildiğini,böyle”gül”ismi ile bütünleşmiş pek çok marka bulunduğunu,markasında kullanılan anlamın “gülerek yapılan iş” olup, ”GÜLER-İŞ” açılımında”gülerek,sevinilerek elde edilen iş”anlamına geldiğini,iki markanın yana yana getirilmesinde de iltibas ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının açıkça görüldüğünü,zira davacının markasının”ERİŞ”ibaresinden oluştuğu halde,kendi markasının”GÜL” ve ”ERİŞ” ibarelerinin birleştirilerek,
”GÜLERİŞ” şeklinde tescil edildiğini,bu haliyle anlamsal olarak ayrıldığı gibi,vurgunun da”GÜLER+İŞ” şeklinde ortaya çıktığını,böylece hem tescil sınıfı,hem de anlam ve vurgu özellikleri itibariyle iltibas ve karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını savunarak,davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia,savunma,toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre,her iki markadaki ortak unsurunun”ERİŞ”ibaresi olup,davacı markasını oluşturan”ERİŞ”ibaresinin markanın esaslı unsuru olduğu,davacı markasını oluşturan bu esaslı unsurun,davalı markasına aynen alındığı,bununla birlikte davalı markasına eklenen”GÜL”ibaresinin markayı davacı markasından ayırt edilir hale getirdiği,zira”GÜL”ve”ERİŞ”ibarelerinin markada ayrı ayrı yani “GÜL ERİŞ”şeklinde kullanılmayıp,bitişik şekilde”GÜLERİŞ”olarak kullanıldığı için,heceleme ve vurgu şekli ”GÜL+ERİŞ”ten ziyade,tıpkı”METAL İŞ”,”TEMİZ İŞ”gibi “İsim+İş”ya da”Sıfat+İş”tamlaması şeklinde oluşturulan
şekilde yani”GÜLER+İŞ”şeklinde oluştuğu,bu vurgu şeklinde ise davacının ”ERİŞ” ibaresi ile hiçbir çağrışım oluşturmadığı gibi, “GÜLERİŞ” markasının kullanımında ”GÜL+ERİŞ” şeklinde bir vurgulama da yapılmadığı,bu nedenle davalının ”GÜLERİŞ” markası içerisinde davacının ”ERİŞ”markası aynen kullanılmakta ise de,açıklanan vurgu nedeniyle hiçbir şekilde markalar arasında bağlantı olduğunun zannedilmesi sonucunu doğuran karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,keza davacı markalarının 30.sınıf ağırlıklı olarak 22., 29.,ve 31. sınıflarda,
davalı markasının ise bu sınıflardan tamamen farklı olmak üzere 25.sınıfta”Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç- dış giysiler,çoraplar, ayak giysileri, baş giysileri”emtiası yönünden tescilli olduğu ve davacı markasının hitap ettiği kesim ile davalı markasının hitap ettiği tüketici kesimi ile mal-hizmet sınıflarının çok farklı olması nedeniyle de sunulan mal-hizmetlerin aynı rafta bir arada satılmasının ve halk tarafından,markaların karıştırmasına yol açacak nitelikte kabulünün de mümkün olmadığı,bu itibarla davacının 556 Sayılı KHK'nun 8/1-b maddesine dayalı olarak hükümsüzlük talebinin yerinde
görülmediği,davacının 556 sayılı KHK'nun 8/1-b maddesi yanında 8/4 maddesine dayalı olarak da hükümsüzlük talep ettiği,davacıya ait "Eriş" markasının birçok ülkeye yapılan ihracat ve uzun yıllara dayalı kullanım nedeniyle tanınmış marka konumunda bulunduğu,bu konuda yani tanınmış marka olarak kabul ve ilanı yönünde TPE'ye de başvuruda bulundukları,başvurunun henüz sonuçlanmadığı,ancak Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmışlık yönünde karar verildiği beyan ve iddia edilmiş ise de,dava ve karar tarihi itibariyle davacıya ait”ERİŞ”markasının TPE tarafından tanınmış marka olarak kabul edilerek özel bülteninde yayınlanmamış ve
tanınmış marka statüsünü henüz kazanmamış olduğu,bir markanın tanınmış marka olarak kabulü yetki ve görevinin idari nitelikte ve TPE'ye tanınmış bir yetki olduğu,Mahkemece bu konuda hüküm kurulmasının mümkün olmadığı ve Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde verildiği öne sürülen tanınmışlık yönündeki karara itibar edilerek 8/4 maddesine göre karar verilmesinin söz konusu olamayacağı,bu nedenle davacının 556 Sayılı KHK.'nun 8/4 maddesine dayalı olarak hükümsüzlük talebinin de yerinde görülmediği,netice itibariyle davalının markasının tescilli bir marka olup,markanın tescilinden farklı kullanıldığı iddiasının ve taraflar arasında bu
konuda bir çekişme bulunmadığı,bu itibarla usulüne uygun şekilde tescil edilmiş hakkın tescil edildiği şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle,subut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3094, K. 2013/19170, 30 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama