KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/3385 E., 2013/20538 K.·(Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 08/12/2011 tarih ve 2009/1173-2011/928 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 28.03.2008 tarihinde %5 oranında hissedar olduğunu, müvekkilinin ...'da ikamet etmesi nedeniyle hissedarı olduğu şirketin işleriyle ilgilenemediğini, İstanbul'a nadiren geldiğini, bu nedenle şirket faaliyetlerinden haberdar olamadığını, 20.02.2009 tarihli ortaklar kurulu kararında yer almadığı halde şirket müdürü değişikliğine ilişkin kararın oybirliği ile alındığı ifadesinin geçtiğini, alınan bu karardan müvekkilinin haberdar olmadığını, şirketteki hissesi oranında vergi borcunu ödemek için vergi dairesine başvurarak gerekli formu aldığını belirterek müvekkilinin davalı şirketteki ortaklıktan çıkmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, TTK.551/2.maddesindeki çıkma hakkının ancak 2'den fazla ortaklı limitet şirketlerde uygulanmasının mümkün olacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limitet şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin emsal nitelikteki kararlarında da vurgulandığı üzere Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, iki kişilik limitet şirkette ortaklardan birinin şirketten çıkması çıkarılması hali dahi o şirketin infisahı sonucunu doğurur.
Yani, çıkma ya da çıkarılma ile ilgili önemli bir neden bulunduğu takdirde dahi diğer ortak tek başına şirketin devamını veya şirketi devralmayı değil, şirketin feshini istemek durumundadır. Çıkan veya çıkarılan ortağın yerine dışarıdan başka ortak alınmasına mülga 6762 sayılı TTK olanak tanımamıştır.
Ancak dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6103 sayılı TTK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesinin "Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş
olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmü uyarınca tek kişilik limitet şirketin varlığını kabul eden 6102 sayılı TTK’nın 573. ve 574. madde hükümlerinin yürürlükten önceki olaylara uygulanması mümkün kılındığından, dava dilekçesinde yer alan davacının şirket ortaklığından çıkması şeklindeki talebinin anılan yasa hükümleri uyarınca değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi için kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3385, K. 2013/20538, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama