KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/3812 E., 2013/20924 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.11.2012 tarih ve 2012/67-2012/98 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacının şirketin kuruluş tarihinden itibaren 16 yıl aralıksız şirket müdürlüğü görevini yerine getirdiğini, 2008 yılında davalı ortakların davacının şirket kaynaklarını kendi lehine kullandığı iddiasını ileri sürerek iş ve yakın dost çevresine yaymak suretiyle davacının itibarını zedelediklerini, bu baskının tehdide kadar vardığını, davacının 14/10/2008 tarihinde şirket müdürlüğünden ayrıldığını, bu tarihten sonra davacının şirket ile fiili irtibatının kesildiğini, ortaklar arasında oluşan husumet nedeni ile şirket merkezine gitmeye, şirket hakkında bilgi almaya cesaret edemediğini,
bu olaylardan sonra sağlığının bozulduğunu, kanser teşhisi konduğunu ileri sürerek, haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini, ortaklık payı ile 2008-2009-2010 yıllarına ait kar payının ödenmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama devam ederken davacı vefat ettiğinden davacı mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
Davalılar vekili, davacının güveni kötüye kullanarak şirkete maddi zararlar verdiğini, geçimsizliğin davacının yaptığı gayri nizami işlerin ortaya çıkması ile başladığını, kusurlu olması sebebiyle davacının dava açma hakkının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacının kötü yönetim yaptığı, zimmetine para geçirdiğinin ispatlandığı, zimmete para geçirmenin muhik bir sebep olduğu, ancak davacının kendi kusuruna dayalı olan ihtilafın devam etmesinin davacıya ortaklıktan ayrılma hakkı vermeyeceği, iddia edilen olayın 2008 yılında gerçekleştiği, tarafların anlaşması ile son bulduğu, devamlılığının gelmediği, anlaşmazlığın geçmesinden ve kapanmasından uzun zaman geçtikten sonra muhik sebebin ileri sürülerek dava açılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalılar vekilinin temyizine gelince; dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, ortaklık payı ile 2008-2010 yıllarına ait kar payının ödenmesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili 23/05/2012 tarihli dilekçesiyle davacıların ayrılma payı (ortaklıktan çıkma payı) olan 2.713.836,39 TL'nin davalı şirket tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece harcın ikmali için süre verilmesinin ardından 23/11/2012 tarihinde talep edilen değer üzerinden harç tahsil edilmiştir.
Davalılar yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava reddedilmiş olmasına rağmen, davalılar yararına harcı tamamlanan değer üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7 maddesi uyarınca mahkeme kararının düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/3812, K. 2013/20924, 20 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama