KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/4405 E., 2013/20552 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.10.2012 tarih ve 2012/51-2012/175 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin tanınmış DEMİRDÖKÜM ibareli markası ile ısıtma ve soğutma ürünleri ile ilgili sektörde faaliyette bulunduğunu, davalının anılan markayı izinsiz olarak işletmesinde, iş ve tanıtım evrakında kullanarak ticari faaliyette bulunduğunu, bu hususun haksız rekabete neden olduğunu, eyleme son vermesi istemiyle ihtarname gönderildiğini, fakat istemi olumlu karşılamadığını, eylemlerinin Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/6 değişik iş sayılı dosyasında 17.02.2012 tarihinde yapılan delil tespiti ve bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin önlenmesine,
iş yerindeki logo ve görsellerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. müvekkil şirket adına devrine veya hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dave etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin davacının oluşturduğu DEMİRCLUP üyesi ve satış noktası olduğunu, davacı ürünlerini onun toptancısı olan ÜÇDE MÜHENDİSLİK LİMİTED ŞİRKETİ'nden alıp sattığını, buna ilişkin davacının müvekkiline vermiş olduğu yazılı belge olduğunu, iş yerinde kullandığı katalog, personel kıyafetleri ve benzeri evrakı davacının müvekkiline verdiğini, ayrıca anılan ürünlere servis hizmeti sunduğunu, orjinal marka taşıyan malların satılmasında ve markanın kullanılmasında bir hukuka aykırılık bulunmadığını, marka hakkına tecavüz olmadığını,
kaldı ki müvekkilinin iyi niyetli bir şekilde delil tespit tarihinden sonra iş yerindeki DEMİRDÖKÜM logo ve ibaresini taşıyan ürünleri kaldırdığını ve DEMİRDÖKÜM markalı mal satmadığını ifade ederek davanın konusuz kaldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının kendisinin orjinal Demirdöküm marka ve logosunu taşıyan ürünleri sattığını bildirmek ve anılan ürünlere servis hizmeti sunduğunu açıklamaya yönelik olarak gerçekleşen iş yerindeki tabelada, giriş kapısındaki camda, müşteri başvuru belgelerinde Demirdöküm marka ve logosunun asli unsur olarak kullandığı, kendi unvanını geri planda kalacak ve küçük biçimde
kullandığı, ayrıca mavi renkteki arkasında Demirdöküm marka ve logosu bulunan iş elbiselerini personeline giydirerek çalıştırdığı, kullanımının ortalama tüketici ve yararlanıcı kitlesini Demirdöküm marka ve logolu ürünlerin satıldığı ve onlara servis hizmeti verildiğine yönelik bilgilendirme amacını aşacak şekilde gerçekleştiği, bunun iyiniyetli, ticari ve sanayi konularında yerleşik teamüllere uygun bir kullanım olduğundan bahsedilemeyeceği, zira bu kullanım biçiminin ortalama tüketici ve yararlanıcı kitlesinde davalı işletmenin davacının yetkili temsilcisi ve servisi olduğu yönünde bir algı yaratacağı,
oysa davalının yetkili servis olmadığı, bu şekilde eylemlerle davalının davacı markasının tanınmışlığından ve bilinirliğinden haksız olarak istifade edeceği, davacının ve yetkili satıcı, temsilci ve servislerinin aleyhine haksız rekabet yaratacağı, eylemin bütün olarak 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61. maddeleri ile eylem tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TK'nın 56 ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratacağı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalının haksız rekabetinin önlenmesine, davalının iş yerindeki asli unsur konumunda kullanılan logo ve görsellerin kaldırılmasına, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4405, K. 2013/20552, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama