KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/4783 E., 2013/20942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
976 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret (Kadıköy 2. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 27.12.2012 tarih ve 2010/103-2012/1354 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin 25.01.2002 tarih ve 2002/02 sayılı ortaklar kurulu kararı uyarınca müvekkiline ödenmesi gereken maaşın ihtarnameye rağmen ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirketin %40 paylı ortağı olduğunu, ortaklık payı karşılığının davacının eşi ve davalı şirketin kurucusu-müdürü olan Mustafa Ziya Yürür’ün ödediğini, davacının müvekkili şirkette tek bir gün dahi çalışmadığını, buna rağmen davacıya maaş ödemesinde bulunulduğu gibi kredi kartı harcamalarının da müvekkili şirket tarafından ödendiğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini, %50’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının haftada en az iki defa şirkete gittiği, odasının bulunduğu, muhasebecinin beyanına göre gerektiğinde işçilere müdahale ederek onları yönlendirdiği, bu durumda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2005 tarih, 2004/11825 esas ve 2005/4071 karar sayılı ilamında belirlendiği üzere;
davacının uyuşmazlık konusu dönem içerisinde iş gücünü davalı işveren şirkete tahsis ettiği işverenin onu fiilen sürekli çalıştırmamış olmasının hizmet akdinin varlığını ortadan kaldırmayacağı, ayrıca davalı tarafın, dosya kapsamına sunduğu 20/12/2006 tarihli dilekçesinde, davacının, davalı şirkette görev yaptığı 2003 yılı Ağustos ayına kadar maaşlarının gerek nakit olarak gerekse davacının harcama yaptığı kredi kartlarının davalı şirket tarafından ödenmesi suretiyle davacıya ödemeler yapıldığını belirttiği,
buna göre davalı şirketin davacının şirkette çalıştığı ancak çalışması karşılığında maaşının ödendiği yönündeki beyanının ikrar niteliğinde olduğu ve davalı şirketin mevcut olan dört ortağı için hisse oranı ayrımı yapılmaksızın her bir ortağa brüt 1.500 TL maaş ödenmesi yönündeki karara göre şirketin ödeyeceği aylık brüt maaş 6.000 TL olup, bunun 34 aylık tutarının 204.000 TL olduğu,
davalı şirketin bu 204.000 TL'yi gider yazarak kârını 204.000 TL azaltmış bundan dolayı da daha az kurumlar vergisi ödemiş olduğuna göre davacının şirketteki %40 hisse payına göre şirketin kâr payına etkisi 81.600 TL olup, kâr payı bu miktar azalan davacının bunun karşılığında hesaplanan alacağı ücret 40.534 TL olmakla, davacının davalının savunmasına göre hem maaşını almaması hem de kâr payına göre daha fazla zarara uğramasına neden olacağı, diğer ortakların özellikle şirket yetkilisinin çocuklarına yapılmış olan ödemeleri geçerli kabul edip,
hem maaş alarak hem de davacının aleyhine olan bu durumdan menfaat temin etmiş olmalarının hakkaniyete uygun olmayacağı, davacının 34 aylık ücret talep edebileceği gerkçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının Ümraniye 1. İcra Müdürlüğü'nün 2005/6224 esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın 40.534,00 TL asıl alacak, 233,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 40.767,21 TL yönünden iptaline, takibin bu miktarlar yönünden devamına, ayrıca takip tarihinden itibaren asıl alacak 40.534 TL üzerinden değişir oranlı avans faizi de yürütülmesine, alacak miktarı yargılama sonucunda belirlendiğinden,
%40 icra inkar tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının ortağı olduğu davalı limited şirketin 25.01.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı gereği ödenmesi gereken ücretin ödenmediği iddiasıyla, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı şirketin ücret tahakkukunu tüm ortaklar için ayırım gözetmeksizin 2004 yılı Kasım ayının sonuna kadar sürdürdüğü, ortakların çalışma, hizmet, hisse durumu gibi hususları nazara almadığı, Kasım 2004 tarihine kadar, her ortak için bordro düzenleyen davalı şirketin ayırım yapmadan tüm ortaklara ödemesi gereken brüt aylık 1.500.00 TL’den davacıya karşı da sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 07/05/2009 tarih ve 10695/5449 sayılı bozma ilamı ile,
dava konusu ortaklar kurulunda kararlaştırılan ödemenin, ortakların harcadıkları emek karşılığı ödenecek ücret olup, hizmet ilişkisi bulunmadan her bir ortağa her ay seyyanen ödenecek bir ödeme olmadığı, bu nedenle davacı tarafın icra takibine konu ettiği dönemde davalı limited şirkette ücrete hak kazanacak şekilde çalışıp çalışmadığını ispatlaması gerektiği ve yazılı diğer gerekçelerle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama da davacı, davalı şirkette dava konusu dönemde, ücrete hak kazanacak şekilde çalıştığının ispatı bakımından tanık deliline ve ikrar niteliğinde olduğunu iddia ettiği, davalının, davacıya 2004 yılı Kasım ayına kadar ödeme yaptığı yönündeki beyana dayanmıştır.
Davacı tanıklarından Ayşe Gemalmaz, ablası olan davacının, sömestr tatillerinde yanına gittiğinde, davacının eşi ile birlikte işe gidip akşam geldiğini, davacının, kendisine davalı şirkette mal alınması ile ilgili olarak çalıştığını söylediğini, 2002 Temmuz ayına kadar şirket muhasebeciliğini yapan diğer tanık ise, davacının davalı şirkette hafta 2 kez geldiğini, şirkette odasının bulunduğunu, daha sonra ise, beyanının yanlış anlaşıldığını aslında,davacının şirkette odasının olmadığını,
davacının geldiği zaman eşinin odasında yarım saat oturup gittiğini söylemek istediğini beyan etmiş olup bu hali ile tanık beyanları davacının iddiasını ispata yeterli değildir. Davacının diğer delili ise, davalının davacıya 2004 Kasım ayına kadar ödeme yaptığını beyan etmesinin, davacının bu tarihe kadar şirkette çalıştığının ikrarı niteliğinde olduğuna ilişkindir. Ancak
Dairemizin 05.02.2010 tarih ve 12298/1297 sayılı, davacının karar düzeltme talebinin reddine dair ilamında, davalının, davacının dava konusu dönemde hizmet vermediği için ücrete hak kazanmadığını öncelikle savunmuş olması nedeniyle, buna rağmen Kasım 2004'e kadar ödeme yaptıklarını beyan etmesinin davalının bu dönem için ikrarda bulunduğu anlamına gelmeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda, davacının, dava konusu dönemde davalı şirkette, ücrete hak kazanacak şekilde çalıştığı iddiasının ispatı bakımından sunulan deliller, yukarıda açıklanan nedenlerle,bu hususu ispatlamaya yeterli olmadığının anlaşılmasına rağmen, mahkemece yazılı şeklide hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/4783, K. 2013/20942, 20 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama