KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5153 E., 2013/21136 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2013
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.11.2012 tarih ve 2011/1109-2012/1400 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, keşidecisi ... Bahçe Mob. Ltd.
Şti olan Şekerbank Manavgat Şubesi'nin 25157756 hesap 000006 seri nolu, 30/08/2008 keşide tarihli 7500 TL bedelli çekin Türk Ekonomi Bankası İzmir Çankaya Şubesi 'ne tahsil için verildiğini, ilgili şubenin çeki aslını uhdesinde iken kaybettiğini, bunun üzerine Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi'nce çekin iptaline karar verildiğini, çekin karşılıksız olup olmadığının dahi belirlenemeden banka şubesinde kaybolduğunu, bu sebeple keşideci şirket hakkında icra takibi yapıldığını ancak borçlunun menkul ve gayrimenkul malvarlığı banka hesabı bulunmadığından fiilen yapılmak istenen haczin de borçlu adresinde bulunmadığından sonuçsuz kaldığını,
banka şubesine 15/09/2008 tarihli ihtarname keşide edilerek, çek bedelinin talep edildiğini, banka tarafından talebin reddedildiğini, çekin karşılıksız olup olmadığı sorgulanamadan yani takas odasına sorulmadan kaybolması sebebi ile de karşılıksız çek keşide etmeden dolayı da ceza davasına konu edilemediğini ileri sürerek, çek bedeli olan 7500 TL'nin keşide tarihi olan 30/08/2008 tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsilini ayrıca çek bedelinin %5'i oranında karşılıksız çek tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı bankanın İzmir 2. Noterliği'nin 18/09/2008 tarihli ihtarnamesi ile iptal davası açıldığını davacıya bildirildiği, çekin iptaline ilişkin 30/03/2009 tarihinde kesinleşen karardan sonra davacı tarafından keşideci hakkında alacak davası açılmadığı gibi icra takibinin de neredeyse 1 sene sonra 05/02/2010 'da başlatıldığı, kaldı ki davacının çek elinde olmasa bile alacak davası açma hakkı olup, bu davada ödemenin çekle yapıldığını ve ödendiğini ispat edecek olanın borçlu olduğu, burada gecikmeye meydan veren ve makul sürede dava ve takip açmayan alacaklının bankayı zarardan sorumlu tutmasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil için davalı bankaya ciro edilen çekin banka tarafından kaybedilmesi üzerine açılmış bulunan tazminat davasıdır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere çekin banka tarafından kaybedildiği hususu çekişmesiz olduğu gibi, davacının da dava dışı keşideciden çek bedelini tahsil edemediği anlaşılmaktadır.
Vekil hamil durumunda bulunan bankanın çeki kaybetmesi nedeniyle davacı bir zarara uğramış ise zamanaşımı süresi içerisinde bu zararını davalı bankadan isteyebilir. Davacının keşideci aleyhine geç takipte bulunması bankanın sorumsuzluğu sonucunu doğurmaz. Davalı banka davacının vekili durumunda bulunduğundan tek başına çekin kaybedilmesi de bankanın çek bedeli kadar tazminat ödemesini gerektirmez.
Bankanın çeki kaybettiği tarih ile davacının keşideci aleyhine hukuki yollara başvurması gereken makul süre içerisinde var ise çek hesabında bulunan paranın tahsilinin imkansız hale gelmesi veya bu zaman aralığında keşidecinin malvarlıklarını elinden çıkarması olgusunun kanıtlanması halinde banka ispatlanan zarardan sorumlu olur.
Bu itibarla, mahkemece anılan hususlarda araştırma yapılıp neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş mümeyyiz davacının temyiz itirazının kabulü ile kararın mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5153, K. 2013/21136, 21 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama