KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2013/5251 E., 2013/20235 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/12/2012 tarih ve 2012/107-2012/268 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 70 yılı aşkın zamandır çikolata ve gofret tipi ürünleri üzerinde dünya çapında kullandığı tanınmış “KİTKAT” markasının sahibi olduğunu, bu markalı ürünlere ait özgün ürün şeklini tanıtmak ve marka ile özdeşleştirmek için geniş çaplı tanıtım faaliyetleri gerçekleştirdiğini, söz konusu şeklin marka olarak tescili için davalı kuruma yaptığı başvurunun 556 sayılı KHK’nun 7/1-a maddesi kapsamında ayırt edici olmadığı gerekçesiyle nihai olarak reddedildiğini, ret kararının yerinde olmadığını ve başvuru konusu şeklin birçok ülkede tescil edilmiş bulunduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’nun M-1467 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 17.01.2012 tarih, 2010/7855 E. 2012/273 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu marka başvurusunun tescil kapsamındaki ''çikolata barı'' ürünleri yönünden ürünün asli görünümünden ibaret ve ortalama Türk tüketicisi yönünden herhangi bir özgünlüğü ve somut ayırtediciliği bulunmayan şekle ilişkin olması sebebiyle 556 sayılı KHK m. 5 ve 7/1-a anlamında marka olamayacak işaretlerden olduğu, markanın ülkeselliği ilkesi gereği başvurunun her bir ülkede kendi toplumundaki ortalama tüketicinin genel algısı ve izlenimine göre değerlendirileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/5251, K. 2013/20235, 12 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama